5 Ekim 2010 Salı

Adıyaman Üniversitesi Teknoloji Fakültesi güneş enerjisiyle çalışan prototip araçlarını tanıttı

Adıyaman Üniversitesi Teknoloji Fakültesi güneş enerjisiyle çalışan prototip araçlarını tanıttı

ADIYAMAN Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Dekanlığı tarafından tasarlanarak üretilen Türkiye'nin ilk resmi güneş enerjili prototip makam ve hasta servis aracının tanıtımı yapıldı. Resmi plakalı olan makam aracının direksiyonuna geçerek trafiğe çıkan Rektör Prof. Dr. Mustafa Gündüz, “Araçlarımız hem çevreci, hem sessiz” dedi.



Adıyaman Üniversitesi'nde tasarlanarak üretilen ve yöreden esinlenerek ‘Fırat’ ve ‘Commagene’ adları verilen güneş enerjili araçlar, testleri yapıldıktan sonra şehir içinde trafiğe çıkarıldı. İlk kez trafiğe çıkan güneş enerjili araçların kendileri için gurur kaynağı olduğunu söyleyen
Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz, “Teknoloji Fakültemiz, Adıyaman gibi nispeten düz araziye yerleşmiş bir alanda toplu ve bireysel taşımacılıkta neredeyse sıfır maliyetle, harcamalarla kullanılabilecek bir aracın üretilmiş olması burada büyük bir heyecanla karşılandı. Test çalışmalarımız halen devam ediyor. Türkiye’de ilk defa resmi plakalı, güneş enerjisinden yararlanılan bir araç üretilmiş oldu. Bu bakımdan Adıyaman Üniversitesi birçok konuda olduğu gibi bu konuda da içinde doğduğu yerleşim alanının değerlerini evrensel noktalara taşıma gayreti içerisinde olunca, ilk kez üretilen prototipi bu araçlara öğrencilerimiz arasında yapılan oylama sonucu bölgenin nehri Fırat ve eski uygarlık olan Commagane isimlerini vermeyi uygun bulduk” diye konuştu.

SESSİZ VE ÇEVRECİ ARAÇLAR



Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Koyuncu ise güneş enerjisinden faydalanarak çalışan araçların çevreci, sessiz ve yakıt maliyeti bulunmadığını söyledi. Her iki aracın da Adıyaman kendileri tarafından tasarlandığını belirten Prof. Dr. Koyuncu, “Bu araçlar dünyanın ilk resmi güneş enerjili araçlarıdır. 2 araç tasarladık ve ürettik, aynı zamanda denemelerini de yaptık. Her biri için 50 km farklı yol koşullarında ve farklı yüklerde denemeler yaptık. Bunlardan bir tanesi 5 kişilik MB sınıfı dediğimiz otomobil, ikinci araç ise M2 sınıfı dediğimiz 14 kişilik minibüs. Araçlarımızın ikisi de güneş enerjisi ile çalışmaktadır. Üst kısmında güneş panelleri bulunuyor. Güneş panelleri almış olduğu güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmektedir. Biz bu elektrik enerjisini MPP dediğimiz regülâtörlerden geçirerek bataryalarda şarj etmekteyiz. Daha sonra bataryalarda elektrik motoruna ileterek, elektrik motorunun hareketini tekerleklere vermekteyiz”dedi.
2 aracın toplam maliyetinin 210 bin lira olduğunu; seri üretime geçilmesi durumunda maliyetin araç başına 5-6 bin liraya düşeceğini tahmin ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Koyuncu, araçların saatti 50 kilometre hız yapabildiğini de kaydetti.
Tanıtımı yapılan araçlar daha sonra Rektör Prof. Dr. Mustafa Gündüz, vatandaşların ilgisi arasında kent içerisinde trafikte kullanıldı.

Kaynak : Milliyet

Dünyadaki haklı gururumuz Kavaklıdere

Dünyadaki haklı gururumuz Kavaklıdere
Kavaklıdere, uluslararası şarap yarışmalarında madalya alan ürünlerine özel tadım günleri düzenliyor

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
SELİN KUNT
skunt@haberturk.com

Kavaklıdere Şarapları, bu sene şarap dünyasında pazarlamanın bir parçası olarak görülen uluslararası şarap yarışmalarında 11 altın, 28 gümüş, 42 bronz madalya olmak üzere toplam 110 madalya aldı.

Türk Şarap sektörünün en köklü ve öncü şarap üreticisi olarak 2010 yılında, uluslararası şarap pazarında unutulmayacak başarılar kazandı.

Konuyla ilgili olarak Kavaklıdere Şarapları'nın Basın ve Reklam Koordinatörü Elif Erol şöyle konuştu:
"Şaraplarımıza ve markamızın gücüne duyduğumuz güvenle 2010 yılının ilk 8 aylık diliminde yurt dışında yapılan, önemine bizzat inandığımız uluslararası şarap yarışmalarına; Fransa Bordeaux da yapılan “En Primeur 2009” tadımına,  Amsterdam’da ve New York’ta profesyonel şarap tadımlarına katıldık. Uluslararası Londra Şarap Fuarı’nda “Wines of Turkey çatısında” yer aldık ve şarap dünyasının ustaları Master of Wine (MW)’lara ve dünyaca ünlü şarap yazarlarına hem Londra’da hem de ülkemizde şaraplarımızı tattırma fırsatı yakaladık. Tüm bu girişimlerimizin sonucunda, aldığımız ödüller ve yüksek derecelerin 81 yıllık markamıza güç kattığı gibi dünya şarap pazarında, Türk Şarabı’nın Kavaklıdere markasıyla başarılı bir imaj oluşturmasını sağladığına inanıyoruz.

Dünya şarap pazarındaki atılımlarımız Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Narince gibi yerli üzüm çeşitlerini tanıtırken, yabancı üzümlerin de kendi topraklarımızda ne kadar iyi sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya göstermektedir.

Dünya şarap liginde yer alan bu şaraplarımızı  şişe açtırma zorunluluğu olmadan İstanbul’un en seçkin mekanlarında tatma şansını yakalamak için, 15-31 Ekim tarihlerini ajandanıza kaydetmeyi unutmayın."

Uluslararası şarap yarışmalarında Kavaklıdere’ye ödüller

OIV (Organisation International de la Vigne et du Vin), UIOE (Union Internationale des Œnologues) gibi uluslar arası şarap otoriteleri ve yerel otoriteler tarafından desteklenen ve şarap dünyasında pazarlamanın bir parçası olarak görülen şarap yarışmalarında alınan ödüller, üreticilere prestij kazandırıyor.
Kavaklıdere Şarapları 2010 yılında tüm dünyadan on binlerce şarabın katıldığı; Fransa, İtalya, Belçika, İngiltere, Kanada ve ABD’de yapılan en kıdemli şarap yarışmalarında yer aldı ve profesyonel jürilerin  yaptığı tadımlar sonucunda en iyi roze, 10 altın madalya, 26 gümüş madalya, 42 bronz madalya, 29 mansiyon, toplam 107 madalya ile ödüllendirildi. Katıldığı yarışmalardan Vinitaly (İtalya), Mondial du Rosé ( rozeler için yapılan tek uluslar arası yarışma), Sélection Mondiales (Kanada) , Monde Selection’( Belçika) ve San Francisco Wine Competition( ABD)’da Türkiye’den ödül alan tek üretici oldu.

 


Kavaklıdere şarapları şarabın üstadı kabul edilen Master of Wine tadımlarında en iyi şaraplar listesindeydi.
Mart ayında ülkemizi ziyaret eden Master of Wine ve şarap yazarlarının içinde bulunduğu Wines of Turkey ve Veritas tarafından düzenlenen tadımlarda Pendore ve Côtes d’Avanos şaraplarıyla yer aldı.
Kavaklıdere Pendore Boğazkere 2008” , 49 şarap içinde 17 puan alarak “mükemmel kategorisine giren ve en yüksek notu alan şarap (Wines of Turkey, Master of Wine Tadımı, 5 Mart 2010) ve Kavaklıdere Cotes d’Avanos Narince –Chardonnay 2008 ise en yüksek puan alan beyaz şarap (Masters of Wine Weekend Istanbul,7–8 Mart 2010) oldu.
Uluslararası Londra Şarap Fuarına Wines of Turkey platformu altında katılarak,  Master of Wine’lar tarafından yapılan tadımlarda ve dünya basınında yer ses getirdi.
Amsterdam’da  Michelin yıldızlı şeflere yapılan tadım sonucunda şaraplar Michelin yıldızlı restaurantların mönüsüne  girdi.
Elif Erol'un açıklamasına göre tüm bu başarılar 81. yıllık emeğin, bağ ve kavlara yapılan yatırımların ve konusunda uzman şaraba tutkun kadroların çalışmalarının karşılığı.
"Kavaklıdere Şarapları 1929 yılından beri, Anadolu toprağına ve üzümlerine duyduğu inancı hiç kaybetmeyerek, bu topraklar üzerinde yıllarca süren bağcılık çalışmaları yaptı. Bugün, 7 ayrı bölgede sahip olduğu 550 hektar bağlarında daha kaliteli üzüm elde edebilmek için dikim sıklığından, kaliteyi artırıcı budama yöntemleriyle verim düşürmeye kadar tüm yöntemleri kullanmakta; bağların içerisinde bulunan Pendore ve Kapadokya kavlarımızda gravite sistemiyle üzümleri taşıyarak kalite kaybını önlemekteyiz
2008 yılından beri  Stephen Derononcourt ve ekibinin Pendore ve Cotes d’Avanos bağlarına danışmanlığıyla da bağcılığımıza ve üretimimize güç kattık.



"2010 Şarap Yarışmaları’na Katılımımız Türk şaraplarını tanınmasına da katkı sağlıyor"
Basın ve Reklam Koordinatörü Elif Erol aldıkları ödüllerle ilgili şu bilgileri verdi:
"2010 Ocak-Haziran ayları arasında Fransa, İtalya, Belçika, İngiltere, Kanada ve ABD’de yapılan en önemli şarap yarışmalarına Kavaklıdere Şarapları olarak katıldık ve katıldığımız tüm yarışmalarda hemen hemen tüm şaraplarımız ödül aldı.
Şarap dünyasında pazarlamanın bir parçası olarak görülen şarap yarışmalarındaki başarımız, kurum ve ürün markamızı güçlendirirken, aldığımız ödüller dünya pazarında Türk Şarapçılığı’nın Kavaklıdere markası ile tanınmasını sağlıyor. 
  • Bu yıl katıldığımız yarışmalarda 10 altın madalya, 26 gümüş madalya, 42 bronz madalya, 29 mansiyon, toplam 107 madalya aldık.
  • Katıldığımız yarışmalardan Vinitaly (İtalya), Mondial  du Rosé (Rozeler için yapılan tek yarışma), Sélection Mondiales (Kanada) , Monde Selection’ ( Belçika)’da Türkiye’den ödül alan tek üretici olduk.
  • 2010 yarışmalarında en çok ödülü alan şaraplar:Pendore Syrah 2008, Pendore Boğazkere 2008, Pendore Öküzgözü 2008, Ancyra Muscat 2008, Ancyra Narince 2009, Egeo Cabernet Sauvignon, Egeo Cabernet Sauvignon –Merlot, Egeo Syrah, Vin-Art Carignan Alicante, Vin-Art Kalecik Karası Syrah, Lal ve Tatlı Sert Narince 1999
  • Altın madalya alan şaraplarımız
Pendore Syrah 2008, Selection Mondiales, Kanada
Prestige Boğazkere 2004, Concours Mondial de Bruxelles, Belçika
Egeo Syrah 2008, Selection Mondiales, Kanada
Egeo Roze 2009, Mondial du Rose, Fransa
Egeo Roze 2009, San Francisco Wine Competition, Çift Altın
Vin-Art Kalecik Karası Syrah 2009, San Francisco Wine Competition, Çift Altın
Ancyra Muscat 2008, Challenge International du Vin, Fransa
Lal 2009, Selection Mondiales, Kanada
Tatlı Sert Narince 1999, Concours Mondial de Bruxelles, Belçika
Tatlı Sert Narince 1999, Vinalies Internationales, Fransa



  • Yeni roze şarabımız Egeo Roze 2009, sadece roze şaraplar için Fransa’da yapılan Mondial du Rosé yarışmasına ilk katılımında altın madalya aldı. Ayrıca Francisco'da yapılan, Amerika'nın en büyük ve en saygın şarap yarışması "San Francisco Wine Competition 2010" da, yarışmaya katılan tüm rozeler için de "en iyi roze şarap" seçildi ve "çift altın madalya” ile ödüllendirildi.  
  • Katıldığımız yarışmalar içerisinde madalya verilen şarap sayısının az oluşu ve seçiciliğiyle Vinitaly tüm şarap yarışmalarından ayrıcalıklı bir yere sahip.
Bu yarışmada Pendore Syrah 2008, 2008–2009 rekolteli kırmızı şaraplar kategorisinde bronz madalya alan tek şarap oldu.
  • IWC-International  Wine Challenge, IWSC-International Wine And Spirit Competition - ve Decanter World Wine Awards  şarap ticaretinin merkezi İngiltere’de yapılmaları, tüm dünyadan en çok katılım sağlanan ve tanınan yarışmalar olmaları ve  profesyonel jurileri ( master of wine ‘lar , şarap yazarları ağırlıklı)  dolayısıyla şarap yarışmaları içinde en önemli kabul ediliyorlar. Kavaklıdere bu 3 yarışmada toplam 5 gümüş, 28 bronz ve 26 mansiyon ile ödüllendirildi."

Milyon Euro'luk lüks balıkçı tekneleri!

Milyon Euro'luk lüks balıkçı tekneleri!
Ülkemiz denizlerinde amatörlerin yeni uğraşı balıkçılık. Ama alıştığımız çapari oltacılığı değil bu. Dev balıkların birbirinden lüks teknelerle avlandığı bir dünya.
04 Ekim 2010 Pazartesi, 18:10:46
Tûba Noyan / Gazete Habertürk
Geçen yıl bu zamanlarda denizin yepyeni bir yüzünün derinlikleri ile tanıştım.
En büyüğünden en küçüğüne her çeşit tekne tipi, yelken yarışları, hız rekorları, suyun altı üstü derken Bodrum'da katıldığım Uluslararası Balık Avı Turnuvası'ndan sonra denize daha farklı bakmayı ve ona her zamankinden fazla saygı duymayı öğrendim.
Balıkçılık deyince aklınıza bembeyaz martı tüyünden yapılmış çapariye kanan ve sonra oltanın ucunda salkım salkım salınan istavritler gelmesin.
Ben binlerce dolarlık olta takımları, milyon dolarlık tekneler ile avlanan kocaman balıklardan bahsediyorum.
Denizde ‘büyük' oynanan bu oyunun adı sportif balıkçılık.
Amatör ve profesyonel balıkçılıktan oldukça farklı. Kısaca sportif balıkçılık, balıkla balıkçının eşit şartlarda hatta balığa daha çok kurtulma hakkı vererek yapılan bir spor.
Ancak bana sorarsanız sabır, bilgi ve tecrübe unsurları da büyük balığı oltaya çeken gerçek ‘yemler' arasında.
Ahlaklı balıkçılık ya da balıkçılık ahlakı
Sınırlı avlanmak, avlanma yöntemlerini bilmek ve bunu doğru uygulamak, avlanılan çevreyi tanımak ve korumak, etik kurallara uymak, balıkçılık ile ilgili yasaları bilmek, avlanırken doğru davranış örneklerini göstermek ve her geçen gün bu konularda kendinizi geliştirmek...
Bunlar ahlaklı balıkçılığın temellerini oluşturan ilkelerden sadece bazıları.
Bir balık türünün üreme, yaş ve zamanını, sularımızda büyüme hızını, ulaşabildiği en büyük boy ve ağırlıklarını, beslenme şeklini, yer ve zamanını, hangi sulardan geldiğini, göçmen mi yoksa yerleşik mi, hangi mevsimlerde bereketli av verdiğini, en lezzetli olduğu dönemleri bilmek gerekli.
Bütün bunlara dikkat edersek, bu spor çocuklarımıza da kalabilecek yani sürdürülebilir olacak.


Yakala-bırak felsefesi
Balıkçılık Amerika'da inanılmaz geniş bir sektör. Bu işe yeni merak salmış biri olarak abone olduğum üç ayrı dergi ve internette ziyaret ettiğim onlarca sportif balıkçılık sitesi var. Onların temel ilkesi, balığı yakaladıktan sonra ona zarar vermeden geri salmak. Artık onlar balık tutma taktiklerinden çok ‘yakala bırak' yöntemlerini konu alıyorlar, yazıp, görüntülüyorlar. Turnuvalarda yakala-bırak sistemine uyanlara ekstra puan veriyorlar. Buradaki turnuvalarda da başta hakem komitesi olmak üzere organizasyonun temel hedefi bu kültürü herkese aşılayabilmek.
Bizde durum ne?
Ülkemiz kıyılarında iki büyük uluslararası organizasyon var. En çok ilgi gören Alaçatı bu yıl 28 Ekim'de başlıyor. Bir diğeri de bugün Kefaluka Otel'de son günü yapılan Bodrum Uluslararası Balık Avı Turnuvası. Bu organizasyonlara komşudan katılım da küçümsenmeyecek boyutlarda. Hatta geçen yıl Yunanlar, Gökova'da bizim ekipleri geçerek turnuvanın birincisi oldular. Komşuda bu iş bize göre daha gelişmiş, bizlerin hem teknik hem de bu sporun felsefesi ile ilgili öğrenecek çok şeyimiz var. Öte yandan teknoloji ve donanım olarak kimseden aşağı kalır yanımız yok.



Lüks tekneler ve balık avı
Bizde yeni gelişen bu spor başta ABD olmak üzere Avusturalya'dan Karayipler'e, Güney Afrika'ya kadar yedi denizlerin tümünde büyük ilgi görüyor. Para ödüllü turnuvalar olduğu gibi isterseniz günlük isterseniz haftalık tekne ve mürettebat kiralayıp balık avı için okyanuslara açılabilirsiniz. Sektör ne kadar büyürse çeşitlilik de o kadar artıyor. Her bütçeye göre olta takımları, kılık kıyafet ve pek tabii tekne bulmak mümkün.
Ben yine hayaller kurmamızı sağlayan ve içimizden "Ahh o gemide ben de olsaydım" diye mırıldanmamızı sağlayan teknelerden birine yöneleceğim bugün. Geçen yıl Cannes'daki fuarda boy gösteren ve hepimizin gönlünü çelen Vicem 57 Sportfish tüm dünyada lüks balıkçı tekneleri arasında verilen en iyi örneklerden biri oldu. Antalya'da üretilen tekne, esas amacı olan balıkçılık unutulmadan lüks bir motoryatta aradığınız tüm konfora sahip. Yaklaşık 17,5 metrelik bu teknenin fiyatı 1,5 milyon euro'nun üzerinde.

Neler yok neler
Tavsiyem internette lüks balıkçı teknelerini araştırın. İnanılmaz detaylarla bezenmiş bu tekneler Vicem 57 Sportfish'in kıç güvertenin hemen ortasında fighting chair (kavga koltuğu) denilen bir koltuk var. Bu koltuk üzerinde 30 knot'a varan hızlarla yüzen, ağırlıkları 200 kilograma kadar ulaşan balıklarla baş edileceği düşünülerek, bu ismin verilmiş olması hiç de şaşırtıcı değil.
Teknede balık avı ve seyir için her türlü navigasyon elektronikleri, klima, dizel jeneratör, manyetik pusula, paslanmaz çelik dümen, güçlü vinç-ırgat donanımı, paslanmaz çelik çıpa vb. yerleştirilmiş.
İçeride başka bir hayat var. Dışarıdaki tüm o av koşuşturmacasını geride bırakıp artık iç mekânın keyfini çıkarma vakti geldi dediğinizde, altı saklama alanı olan iki basamağı çıkarak salona geçiyorsunuz. Önceliği balıkçılık olan bir teknenin rahatlığı konusunda şüphesi olanlar için hemen belirteyim; tüm iç mekanlar ve flybridge, aile bireylerine normal motoryat konforunu ve işlevselliğini sunuyor. Dünyada ve birçok markada olduğu gibi tipik bir balıkçı teknesinin salonu çıkıyor karşınıza yani U formlu açık mutfak, hemen yanında yüksekliği ayarlanabilir yemek alanı ve gerçek deri ile kaplı sabit oturma grubu iç içe tasarlanmış. Aynı zamanda Amerikan yaşam tarzını da yansıttığını söyleyebiliriz. Geniş ekran TV, oturma grubunun hemen önünde sehpa, Bose müzik sistemi ile konfor artıyor. Balık takibi teknenin sürekli hareket halinde ve hızlı olmasını gerektirdiğinden, tüm sabit mobilyalar, aynı zamanda yapısal bir eleman görevi de görerek tekneyi daha güçlü kılıyor. Mutfakta, dokunmatik dörtlü ocak, ikili evye ve hemen altında çöp öğütücü, derin dolaplar ve çok sayıda sürgülü çekmece, buz yapıcı, çekmeceli buzdolabı ve derin dondurucu vb. yerleştirilmiş.



İçeriye buyurmaz mısınız?
Dört basamakla aşağı iner inmez, sancak tarafta ana kamara ile buluşuyorsunuz. Etrafında yürünebilecek genişlikte yer ayrılarak çift kişilik yatak konumlandırılmış. Yatağın karşısında tüm kamaralarda olduğu gibi LCD TV bulunuyor. Kendi tuvaleti ve duşu mevcut. Mutfakta ve tüm banyolarda tezgâhlar granit. Zeminde venge işlemesi-ahşap kakma bütünlük sağlıyor. Ancak genel olarak yerler, kirlendiğinde değiştirebilmelerine olanak sağladığından balıkçıların çok sevdikleri halı ile kaplı. Ana kamaradan baş taraftaki VIP kamaraya geçtiğinizde, altında amortisörlü iki büyük çekmecesi olan yine çift kişilik büyük bir yatak buluyorsunuz. Küçük bir makyaj masası ve gizlenebilir pufu kullanıma sunuluyor. Çok sayıda saklama dolabı da teknenin balıkçı özelliklerinden biri. Örneğin; her iki gardrobun içi, balık tutarken giyilen elbiselerden kaynaklanabilecek balık kokusunu önlemek için sedir ağacı kaplı. Yatağın sancak ve iskelesinde uzunlamasına iki büyük dolap daha var ki, içlerinde binlerce dolarlık oltalarınızı saklayabilirsiniz.
Tuvalet ve duş bölümü hem dışarıdan hem de kamara içinden ulaşılabilecek şekilde iki kapılı. İskele tarafta bir kamara daha yer alıyor; içeriye ranza, saklama alanları, çamaşır makinesi yerleştirilmiş. www.vicemyacht.com