10 Ekim 2010 Pazar

Google'ın şoförsüz arabası trafikte!

İnternet devi Google, kendi kendisini sürebilen sürücüsüz otomobilleri California yollarında binlerce kilometrede başarıyla test ettiğini açıkladı.



10 Ekim 2010, Pazar

CALIFORNIA - Yazılım mühendisi Sebastien Thrun, kendi kendisini sürebilen otomobilleri Google'ın resmi resmi blogundan duyurdu.

Diğer araçları görmek için üstünde video kameralar, radar sensörleri ve lazer menzil ayarlayıcıları bulunan otomobiller, şimdiye dek yapılan deneme sürüşlerinde 224 bin kilometreden fazla yol katetti.

Testler sırasında araçlarda her an kontrolü ele almak üzere deneyimli bir sürücü ve bir yazılım uzmanı da bulundu.

Şoförsüz test otomobilleri, San Francisco'nun ünlü Golden Gate Köprüsü, kentin meşhur inişli çıkışlı sokakları ile Google'ın ofis binaları ve Tahoe Gölü arasında mekik dokudular.

Google mühendisleri New York Times gazetesine, otoyollarda bu araçların hiçbir kazaya karışmadan gidip geldiklerini, sadece bir kez bir otomobilin trafik ışıklarında başka bir araca hafifçe arkadan çarptığını anlattı.

Stanford Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Elektrik Mühendisliği Profesörü Thrun, yürüttükleri projede güvenliğin öncelikli olduğunu belirterek, deneme sürüşleri yapılan otomobillerin kat ettiği yolların önceden gerçek sürücüler tarafından belirlendiğini, sonra da polise bildirildiğini vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre her yıl trafik kazalarında dünyada 1,2 milyondan fazla kişinin öldüğünü hatırlatan Thrun, geliştirdikleri teknolojinin bu sayıyı azaltabileceğinin, belki yarıya indirebileceğinin altını çizdi.

Profesör Thrun, projenin henüz deneme aşamasında olmasına karşılık, ileri bilgisayar bilimi ve teknolojisinin gelecekte ulaşımın nasıl olacağını göstermesi açısından önemli olduğunu belirterek, "Gelecek heyecan veriyor" dedi.

(NTVMSNBC)
   
Üç kocayı aynı anda idare etti!

Üç kocayı aynı anda idare etti!

İngiltere’de yaşayan Patricia Penrose (51), beş yıl boyunca üç kocayı birden idare etti.

Üç çocuk annesi Patricia Penrose, ilk kocasıyla ilişkisi kötü gitmeye başlayınca, bekar olduğunu söyleyerek kandırdığı iki erkekle daha İskoçya’da evlendi.
Gazeteye verdiği ilanlarla bulduğu ikinci ve üçüncü kocalarına kanser olduğu için günlerinin çoğunu hastanede geçirdiğini söyleyen Penrose, kocalarının “ziyarete” gelmelerini de yasakladı, böylece her bir kocasına bol bol vakit ayırabildi.
Wright’ın satın aldığı evde evlilikleri boyunca iki gece geçiren Penrose’un yalanları, gerçek kocasının polise kayıp ihbarında bulunması ve diğer evlilik cüzdanlarının fark edilmesiyle ortaya çıktı.
Penrose, 2004’te evlendiği kargo şoförü Jim Bell adına banka hesapları açarak, Bell’i 4 bin sterlin (9 bin Türk lirası) borca soktu.
AK Parti, asker sayısını azaltmak için askerlik süresini kısaltma konusunda kararlı.

Kısa dönem askerliğin 4 nedeni  AK Parti, asker sayısını azaltmak için askerlik süresini kısaltma konusunda kararlı.
 
Kısa dönem askerliğin 4 nedeni

AK Parti, asker sayısını azaltmak için askerlik süresini kısaltma konusunda kararlı.

Genelkurmay'ın tek tip askerlik önerisine sıcak bakılmıyor. Orduevleri ve sosyal tesislerde 65 bin Mehmetçik'in görev yaptığını belirleyen hükümet, bu askerleri asli görevine çekmeyi planlıyor.

Türkiye'nin komşuları ile yürüttüğü 'sıfır sorun' politikası nedeniyle asker sayısının azaltılması gerektiğine de dikkat çekiliyor.

KISA DÖNEM ASKERLİK 5 AY

Bugün'den Bilal Çetin'in haberine göre Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelecek çalışmayı bekleyen hükümet, üniversite mezunları için uygulanan kısa dönem askerlik uygulamasının devamından yana.  Üniversite mezunları için 12 ay yedek subay askerlik uygulamasının ise kaldırılabileceği belirtiliyor. Sadece tıp fakültesi ile diş hekimliği fakültesi mezunları için yedek subay askerlik uygulamasına sıcak bakılıyor.  6 aylık kısa dönem askerlik uygulamasının 5 aya indirilmesi üzerinde duruluyor.

12 AYA iNDiRİLECEK

Üniversite mezunları dışındaki vatandaşlar için uygulanan uzun dönem askerlik uygulamasında da kısaltmaya gidilecek. Uzun dönem askerlik uygulamasının 15 aydan 12 aya indirilmesi düşünülüyor.

AK Parti kurmayları orduevleri, tatil kampları ve garnizonlardaki sosyal tesislerde 65 bin er ve erbaş olduğuna dikkat çekiyor. Bu askerlerin kıtalara kaydırılarak buralardaki hizmetlerin sivil memurlar tarafından yapılması planlanıyor.

DIŞ TEHDİT AZALDI

AK Parti kurmaylarının dikkat çektiği bir başka nokta dış tehdidin azalması. Türkiye'nin Yunanistan başta olmak üzere komşuları Rusya, İran, Irak ve Suriye'den gelebilecek tehditler nedeniyle fazla asker barındırdığına işaret ediliyor.  AK Parti hükümeti döneminde komşu ülkelerle 'sıfır sorun' politikası uygulandığı dile getiriliyor. Türkiye'nin Yunanistan başta olmak üzere komşuları ile stratejik işbirliği toplantıları yaptığı hatırlatılıyor.

SINIR POLİSİ PROJESİ

Askerlik süresinin kısaltılmasındaki bir diğer neden 'Entegre Sınır Yönetimi' sistemine geçilmesi. Türkiye'nin kara ve deniz sınırındaki askerler geri çekilecek. Bu askerlerin yerine eğitimli sınır polisleri görevlendirilecek. Avrupa Birliği'nin istediği 'Entegre Sınır Yönetimi' sisteminin hayata geçirilmesi ile er ve erbaşların sınırlarda görev yapmasına gerek kalmayacak.

Bu arada Güneydoğu'da terörle mücadele eden birliklerin profesyonel askerlerden oluşacağının altı çiziliyor. Güneydoğu'da görev yapan bazı tugaylarda er ve erbaş yerine rütbeli uzman askerler görev yapacak. AK Parti kurmayları er ve erbaşların Güneydoğu'da terörle mücadele etmeyeceği için askerlik süresinin kısaltılmasının mücadeleyi olumsuz etkilemeyeceğini vurguluyor.

İşte özet olarak 4 neden

*65 bin Mehmetçik sosyal tesislerde görev yapıyor. Bu askerler kıtalara kaydırılabilir.

*AB uyum yasaları çerçevesinde kara ve deniz sınırında, sınır polisi görev yapacak.

 *Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadeleyi profesyonel birlikler gerçekleştirecek.

*Komşu ülkelerle 'sıfır sorun' politikası sebebiyle dış tehdit azaldı.


Kaynak : internethaber.com
Ataşehir web Haberleri
Finansal destek veren firmaların sayısı artıyor

Birçok kişinin adeta korkulu rüyası haline gelen kredi kartı borcunun ödenmesinde benzer yöntemlerle finansal destek ve danışmanlık sağlayan firma sayısı giderek artıyor.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, son yıllarda kullanımı giderek artan kredi kartı, hemen hemen birçok kişinin cüzdanında birden fazla bulunuyor.
Özellikle bilinçsiz ve aşırı kullanım nedeniyle oluşan yüklü kredi kartı borcu, bir süre ödenemeyince adeta korkulu rüya haline geliyor. Bu yüzden çok sayıda kişi, kredi kartı borcunu ödemek için çeşitli yöntemlere başvuruyor.
Vatandaşların bu çırpınışını gören bazıları ise kredi kartı borcunun ödenmesi konusunda finansal destek ve danışmanlık sağlayan firmalar kuruyor. ''yasal'' olduğu ileri sürülen bu firmalar, kredi kartı borçlarının bankaların bile sunamadığı düşük faizli borçlanmalarla ödenmesine imkan tanıyor.
Bazı firmalar, bir vatandaşın borcunu aylık 0,95 faizle 12 ay taksite bölerken, bazıları 5 ay erteleme ve 24 aya kadar taksit imkanı sunuyor.
İnternet siteleri bile bulunan bu firmalardan birinin ''sistem nasıl işliyor'' başlığı altındaki açıklamasında, şunlar kaydediliyor:
''5 bin lira toplam borcunuz olduğunu düşünelim. Bankanıza bu borcun asgari tutarı olan bin lirasını maksimum bir ay içinde ödemeniz gerekecek. Her ay da toplam borcunuz ve işleyen faizin asgari tutarını ödemeye devam edeceksiniz. Ama düzenli olarak asgari tutarı ödemenize rağmen borcunuz bitmiyor. Ayrıca her ay yüzde 3, yıllık yüzde 36 faiz ödeyeceksiniz. Biz aylık yüzde 0,95 vade farkıyla toplam borcunuzu 12 ay taksitlendiriyoruz. Bankanıza ödediğiniz faizin yarısı bir farkla ayda 464 lira taksit ödeyerek toplam borcunuz olan 5 bin lira borcunuzu 12 ay eşit taksitlerle kapatmış oluyorsunuz. Siz çayınızı içerken, biz tüm işlemlerinizi 20 dakikada tamamlıyoruz.''
Firma, kredi kartı borçlarını 2011 ocak ayına ertelerken 6 ile 12 ay eşit taksitlere bölüyor.
Diğer bir firma da benzer yöntemle yıllık yüzde 16 vade farkıyla toplam borcu 12 taksite bölüyor. Bu firma, bazı kredi kartlarında 3 ay erteleme, bazılarına ise 18 aya kadar taksit imkanı sunuyor.
BAŞKA BİR FİRMA 5 AY ÖDEMESİZ İMKAN SAĞLIYOR
Başka bir firma ise vatandaşın kredi kartı borcunu, 5 ay ödemesiz ve toplamda 24 aya varan taksitlerle ödemesine imkan tanıyacak yöntemlerle çalışıyor.
Yıllık yüzde 16, aylık yüzde 1,33 vade farkıyla toplam borcu 24 taksite bölen firma, tüm bu işlemler için rakipleri gibi kredi kartı haricinde hiç bir belge istemiyor.
Diğer bir firma da aylık yüzde 1,33 faizle 12 eşit taksitle kredi kartı borcunun ödenmesi konusunda destek sağlıyor. Firmanın internet sitesindeki açıklamada şöyle deniliyor:
''5 bin lira borcunuz olduğunu düşünelim. Biz aylık yüzde 1,33 vade farkıyla toplam borcunuzu 12 taksite bölüyoruz. Bankanıza ödediğiniz faizin yarısı bir farkla ayda 483 lira taksit ödeyerek toplam borcunuz olan 5 bin lirasını 12 eşit taksitte kapatmış oluyorsunuz. Yapılan tüm işlemler yasalara uygun olarak yapılmaktadır.''
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya ise 2008 yılı Temmuz ayında bankalara olan kredi kartları dahil toplum borcun 109 milyar lira olduğunu belirterek, ''Bu rakam, 2009 yılın aynı ayında 117 milyar, 2010 yılında ise 149 milyar liraya ulaştı. Özellikle kredi kartı borçları giderek büyüyor'' dedi.
Bazı kişilerin tüketicilerin içinde bulunduğu durumdan kazanç sağlamaya çalıştığını ifade eden Kaya, ''Mağduriyetten inanılmaz paralar kazanıyorlar. Bir miktar parası olan kişi hemen kredi kartı borcu bulunan vatandaşın peşine takılıp, bundan para kazanmaya çalışıyor'' diye konuştu.

Numan tecrübesizliğinden kongreye gidemedi"

ğuzhan Asiltürk, eski Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un, tecrübesizliğinden ötürü olağanüstü kongre gitmediğini savundu


"Numan tecrübesizliğinden kongreye gidemedi"
Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Oğuzhan Asiltürk, eski Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un, tecrübesizliklerinden ötürü olağanüstü kongre taleplerini kabul etmediğini savundu.
SP Ankara İl Divan Toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk, milli görüşçülerin, bundan sonra partiden ayrılanlarla ilgili aleyhte hiçbir açıklama yapmayacağını söyledi. 11 Temmuz'da yapılan kongrede, milli görüş camiası dağılıyormuş gibi bir izlenim doğduğunu ileri süren Asiltürk, bu nedenle 650 delegenin imzasıyla olağanüstü kongre talebinde bulunulduğunu söyledi.
"Siyasi Partiler Kanunu, delegelerin beşte birinin müracaatı ile kongre yapılır diyor." diyen Asiltürk, "Bu arkadaşlarımız biraz tecrübesiz oldukları için 'biz kongre yapmayız, siyasi partiler kanunu dinlemeyiz' havasına girdiler. Ama bu olmaz tabi" diye konuştu.
Partinin kayyuma devrolmadığını savunan Asiltürk; Kayyumun, mahkemenin idareyi bir başka kişi veya birkaç kişiye teslim etmesi manasında olduğunu kaydetti. Kimsenin partiyi teslim almadığını söyleyen Asiltürk, "Sadece 'kongre yapın, siz de bu kongreye iştirak edin' dendiği halde bu yerine getirilmediği için mahkeme kongrenin yapılması kararını verdi. Bu nedenle 3 arkadaşımızı görevlendirdi" dedi.
SP'den istifa haberlerine de değinen Asiltürk, şöyle devam etti: "İstanbul'da 39 ilçemiz var. İl başkanının yanında 5 ilçemiz vardı. Diğer 34 ilçe teşkilatı birlikte açıklama yaptı ama böyle bir şey olduğundan bile bahsedilmedi. Ankara'ya gelince; il başkanının çıkıp, bütün ilçelerin istifa ettiğini söylemesine rağmen, istifa eden sadece 4 ilçe var. Bunun dışında kimse istifa etmedi."
Asiltürk'ün bu sözlerinin ardından salonda, 'Hocamız nerede biz oradayız' sloganları atıldı. Asiltürk, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Olağanüstü Kongre için bir genel başkan adayının belli olup olmadığının sorulması üzerine Asiltürk, şu an için tespit edilmiş bir ismin bulunmadığını aktardı. "Numan Bey'in yeni hareketi ile ilgili bir değerlendirmeniz olacak mı?" şeklindeki soru üzerine ise Asiltürk, "Allah selamet versin" ifadesini kullandı.
SP Ankara İl Başkan Vekili Hüseyin Hacı Abdullahoğlu ise 11 Temmuz 2010'da talihsiz bir dönem yaşadıklarını belirterek, "Bugüne kadar alışmadığımız, ilkelerimizin sarsıldığı, ideallerimizin içinin boşaltılmaya çalışıldığı, saygının kalktığı çirkin tablolarla karşılaştık" diye konuştu.
Numan Kurtulmuş'un 'tasfiye edemediği için çekip gittiğini' ileri süreni Abdullahoğlu, "Arkasından parça koparmaya çalışıyor" ifadesini kullandı. Şahıslardan vazgeçilebileceğini, ancak 'davalarla özdeşleşen liderlerden asla vazgeçilemeyeceğini' belirten Abdullahoğlu, "Her Musa'nın bir firavunu olması gerekir" dedi.
Abdullahoğlu, nefsinin peşine takılarak gidenlerin sürü ile özdeşleşmesi gerektiğini dile getirdi. Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan'ın "Sürüden ayrılanı kurt kapar" sözlerine Numan Kurtulmuş, " 'Biz sürü değiliz ve sürülerle ilgilenmiyoruz. Biz iradesi olan, iddiası olan, bu ülkeye karşı sorumluluk hisseden herkesi arkadaşımız, kardeşimiz, yoldaşımız olarak görüyoruz" sözleriyle yanıt vermişti.

Türkiye’nin uzun savaşı bitmiş olabilir "

Newsweek dergisinin son sayısındaki yazıda, "dünyanın en uzun ve kanlı isyanlarından biri yakında bitebilir" denildi


"Türkiye’nin uzun savaşı bitmiş olabilir "
Amerikan Newsweek dergisi son sayısında Türkiye'de Kürt sorunuyla ilgili yaşanan son gelişmelere dikkat çekti.
Owen Matthews imzasıyla yayımlanan yazıda "Türkiye Kürtleri'nin yürüttüğü dünyanın en uzun ve en kanlı isyan hareketlerinden biri, 36 yıl ve 40 binden fazla insanın yaşamına mal olduktan sonra yakında sona erebilir" dendi.
REFERANDUMUN ÖNEMİ
Öcalan’la görüşmelerin bir süre önce olsa siyasi intihar anlamına gelebileceğinin belirtildiği yazıda, bu konuda referandum sonuçlarının önemi vurgulandı: "Türk seçmenlerin önemli bir çoğunluğu, sivillerin hâkimiyetini arttıran ve Kürtler ile her türlü anlaşmaya geleneksel olarak şiddetle karşı çıkan orduyu siyaset dışına iten yeni bir anayasayı destekledi."
Yazının devamında şöyle deniyor:
"Kürt militanlar ise ayrılık talebiyle başlattıkları savaşı siyasi ve askeri olarak yitirdiklerinin farkına vardılar. Türk uçakları ve komandoları, PKK’nın Kuzey Irak dağlarındaki iyi korunan sığınaklarını, ABD’nin de istihbarat desteğiyle üç yıldır dövüp duruyor. Örgüt, Türkiye topraklarındaki hakimiyetini de yitirdi. Kürtlerin öteden beri devam eden PKK’yı eleştirmeme tabusu da geçen ay Kürt bölgesinin en büyük kentinin belediye başkanı Osman Baydemir’in kentteki taş kesme fabrikasına yapılan baskını eleştirmesiyle delindi."
"KÜRTLERİN HAYALLERİ DEĞİŞTİ"
Yazıda, "bu fikre milliyetçiler ve ordudaki subayların birçoğu öfkeyle yaklaşsa da" bir barış anlaşmasının PKK’nın kalan militanları için affı da içerebileceği söyleniyor. Ama yazara göre asıl soru, daha fazla özerklik isteyen Kürtlere haklar verirken nereye kadar gidileceği.
Yazı şöyle noktalanıyor:
"Kürtlerin çoğunun da bu arada hayalleri değişti. Şimdi artık bağımsızlık yerine kendi dil ve geleneklerini korurken Türkiye’nin artmaya başlayan refahından yararlanmak istiyorlar. Bazıları hâlâ Kürtlere daha önce görülmemiş özgürlükleri tanımanın milli birliği bozacağını düşünüyor. Ama diğerleri ülkede etnik farklılıkları kabul etmenin yıllardır süren kanlı savaşın sona ermesi için katlanılması gereken küçük bir maliyet olduğunun farkına vardı."
Memur maaşına enflasyon üzerinden yapılan zam, Toplu Konut İdaresi'nden ev alanları olumsuz etkiliyor

Altı ayda bir artan taksitleri ödemekte sıkıntı çeken konut sahipleri taksitlerini sabitlemek için banka kredilerine başvuruyor. Zaman'ın haberine göre, idare'nin, tapusunu erken almak isteyenler için düzenlediği kampanya vatandaştan yoğun ilgi görürken birçok banka TOKİ sakinlerine yönelik çalışma başlattı.

Hükümetin memur maaşlarına enflasyonun üzerinde zam yapmasının faturası Toplu Konut İdaresi'nden (TOKİ) ev alanlara çıktı. Memur maaşlarına endeksli her altı ayda bir taksitlerin artması sebebiyle TOKİ'den ev alanlar soluğu bankada alıyor. Borcunu erken kapatanlar için sunulan yüzde 17-20 oranındaki indirim kampanyasından yararlanmak isteyenler bankaları tercih etmeye başladı. Sadece Mart-Nisan 2010 döneminde uygulanan "Borcunu erken kapat, tapunu hemen al'' kampanyasına 7 bin 864 kişi başvururken, TOKİ'nin kasasına 307 milyon lira girdi. İdare kampanyadan 200 milyon lira gelir bekliyordu.
Toplu Konut İdaresi sattığı konutlardaki taksitleri, 2010 yılının ilk yarısı için, memur maaşlarına endeksli projelerde yüzde 4,5, enflasyona endeksli projelerde ise yüzde 2,58 artırmıştı. 2011 yılında ise İdare'den ev alanın cebi yanacak. Memura verilen yüzde 4+4'lük zam Temmuz 2011'den itibaren taksitlere yansıtılacak. Bu oran Merkez Bankası tarafından gelecek yıl için konulan yüzde 6,5'luk enflasyon hedefinin de üzerinde yer alıyor. TOKİ'den ev alanların borcunu kapatmak isteyenlere bankalar ise cazip kampanyalar sunuyor. Ziraat Bankası ve Halkbank başta olmak üzere özel bankalar da 11 Ekim 2010 ile 12 Kasım 2010 tarihleri arasında uygulanacak indirim için şimdiden çalışma başlattı. TOKİ bu sonbaharda tapusunu almak isteyen konut ve işyeri sahipleri için de 'erken ödeme kampanyası' başlattı. Kampanya kapsamında borcunu erken kapatanlara, yüzde 17-20 oranında indirim uygulanacak. Başvurular, 11 Ekim-12 Kasım günleri arasında yapılacak. Kampanyadan, satışları 2009 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmiş ve geri ödeme taksiti 2009 yılı sonuna kadar başlamış, geri ödemeleri halihazırda devam eden konut ve işyerlerinin sahipleri yararlanacak. Vadesi 12 aydan daha az kalan projeler kampanya dışında tutuldu. Borç bakiyesinin peşin olarak kapatılması durumunda yüzde 20, 3 ay vadeli eşit taksitli olarak kapatılması durumunda yüzde 17 oranlarında indirim yapılacak. Bu tarihten sonra yapılacak borç kapatmalarında, herhangi bir indirim uygulanmayacak. Erken ödeme indirimi kampanyasından yaklaşık 158 bin 857 alıcı yararlanabilecek.
BANKALARDAN TOKİ'YE ÖZEL KREDİ
TOKİ'nin ödemeleri devam eden konut sahiplerine, borçlarını yüzde 20 indirimle kapatma imkânı sağlamasının ardından bankalarda indirim kampanyası yarışına girdi. 11 Ekim-12 Kasım tarihleri arasında Halkbank'tan konut kredisi kullananların aylık faiz oranı yüzde 0,76'dan başlıyor. Halkbank'la birlikte Ziraat Bankası da bu kapsamda "özel uygun faiz oranları" ile kredi kullandıracağını duyurdu. İş Bankası ise TOKİ müşterilerine avantajlı konut kredisi imkânı sağlıyor.
TAKSİT ÖDENDİĞİ HALDE ANAPARA AZALMIYOR
Toplu Konut İdaresi'nin uyguladığı taksit sistemi vatandaşı mağdur ediyor. Her altı ayda bir taksitleri artıran İdare, zammı anaparaya yansıttığı için toplam borç cüzi miktarda azalıyor. Örneğin Kasım 2009'da TOKİ'ye 80 bin lira borcu olan bir kişi 10 taksit ödemesine rağmen borcu yerinde sayıyor. On aylık dönemde yaklaşık 8 bin liralık ödeme yapılmış olmasına rağmen anapara borcu 78 milyon 700 bin liraya ancak geriliyor. Bu rakam yılbaşında yapılacak zam anaparaya yansıtılacağı için daha da artacak. Şimdiye kadar yaklaşık 370 binin üzerinde kişiyi ev sahibi yapan TOKİ'den ev alanlar borçlarına ise sadık. TOKİ'nin ürettiği konutlarla 100 bini aşkın nüfuslu 15 şehir inşa edilirken, maliyeti 35 milyar lira olan 3 bin ihaleye imza atıldı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın referandumdan önce müjdesini verdiği vergi ve prim borçlarının yapılandırılmasının kapsamı genişletiliyor

Ekonomi Koordinasyon Kurulu ve Bakanlar Kurulu'nda son şekli verilecek düzenlemenin kapsamına Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Emlak Vergisi'nin yanı sıra trafik cezalarının da alınması planlanıyor.

Ekonomi yönetiminin vergi ve SSK prim borçlarının yeniden yapılandırma çalışmasının detayları belli olmaya başladı. Zaman'ın haberine göre, vergi ve prim borçlarında peşin ödeyene cazip indirim üzerinde durulurken ana paradan taviz verilmeyecek. Çalışma kapsamında ana paraya uygulanacak gecikme zammının enflasyon çerçevesinde olması konusu netleşirken, yeniden yapılandırmanın kapsamının 'Vergi Barışı'nda olduğu gibi geniş tutulması planlanıyor. Edinilen bilgilere göre Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) ve Bakanlar Kurulu'nda son şekli verilecek düzenlemenin kapsamına Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ve Emlak Vergisi'nin yanı sıra trafik cezalarının da alınması üzerinde duruluyor. Ekonomi bürokratlarının yaptığı toplantılarda gündeme getirilen Taşıt ve Emlak Vergisi borçlarının da bu kapsama alınması teklifine şimdiye kadar itiraz gelmediğini aktaran üst düzey bir ekonomi yetkilisi hem mükellefe hem de vatandaşa önemli kolaylıklar getirileceğini söyledi. Aynı yetkili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki tüm alacakların kamu alacaklarının yeniden yapılandırma çalışmasının içerisine alınması üzerinde durulduğunu kaydetti.
Kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmanın, 40 milyar lira dolayında vergi alacağını kapsaması bekleniyor. Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu bürokratlarının yürüttüğü teknik çalışmalarda, düzenlemenin Temmuz 2010 öncesindeki borçları kapsaması ağırlık kazanmış durumda. Çalışmalarda vadesi geçmiş ödenmeyen kamu alacakları ile faizlerinin güncellenmesi ağırlıklı olarak ele alınıyor. Ancak hükümetin istemesi ya da TBMM'deki görüşmelerde bu yönde karar alınması halinde cezaların da yeniden yapılandırma kapsamına girebileceği kaydediliyor. Daha önceki uygulamalardan farklı olarak taksit süresinin 18 ayla sınırlı kalmayacağı, 36 aya kadar taksitlendirmeye gidilebileceği belirtiliyor.
TEKNİK ANLAMDA TAMAMLANMAK ÜZERE
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmanın teknik anlamda üç aşağı beş yukarı tamamlandığını belirterek, "Fırsatçılık yapıp da 'nasılsa bir yapılandırma olacak, ben yükümlülüklerimi yerine getirmesem kârlı olacağım' diyenler zarara, hüsrana uğrayacak.'' dedi. İstanbul Kültür Üniversitesi Küresel ve Siyasal Eğilimler Merkezi (GPoT) ile Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV) düzenlediği ''Özel Sektörün Sosyal Sorumluluk Alanındaki Rolü'' konulu konferansta gazetecilerin sorularını cevaplayan Şimşek, geçmişte alınan idari bir kararla mükelleflerin yurtdışına çıkmasının sınırlandırılabildiğini hatırlatarak ''Artık anayasa değişikliği çerçevesinde bu sınırlamayı kaldırıyoruz. Dün İçişleri Bakanlığı'mıza bu konuda bir yazı gönderdim. Dolayısıyla vatandaşlarımız vergi borçları nedeniyle mahkeme kararı olmaksızın Maliye Bakanlığı tarafından yurtdışına çıkmada bir sınırlamayla karşı karşıya kalmayacaklar." diye konuştu.
Google’ın bulamadığını kim bulacak? Günde 5 milyar kelimenin döndüğü arama motorları artık anlam arayacak

Necdet Çalışkan / HT Ekonomi
1990'lı yılların başlarında ABD'deki üniversite kütüphanelerinde bulunan kaynakları taramak için oluşturulan ilk arama motorları ve ardından 1995'te gelen internetin ilk yaygın dijital indeksi olan ve çoğumuza ilk arama motoru deneyimini yaşatan Altavista'dan günümüze çok şey değişti.
Milyarlarca insanın internete açılış kapısı olan arama motorlarında her gün ortalama 5 milyardan fazla kelime aranır hale geldi. Bu aramaların yüzde 67'si Google'da yapılırken, 15 yıllık geçmişiyle Yahoo, geçen yıl Bing ile yenilenen Microsoft ve arkasına  Çince'nin gücünü alan Baidu'nun toplam aramalardaki payı yüzde 20'yi ancak buluyor.
"Hayatın anlamı nedir?" sorusuna henüz kelime değil anlam aramaya odaklanan  semantik arama motorları da cevap veremiyor ama belki aralarından yeni bir "Google" çıkabilir.

DUCKDUCKGO
Bu alternatif arama motoru, 2008 yılı sonunda açıldı ve şu anda aylık 200 binlik ziyaretçi sayısını geçti. Birden fazla anlamı olan kelimelerde, kullanıcıya sorduğu soruya  göre arama sonuçlarını gösteren site, Bang seçeneği ile aranan kelimenin önüne (!)  işareti konulursa kullanıcıyı direkt o siteye yönlendiriyor.
Artılar

Kişisel ayarlar kaydedilebiliyor. Youtube, Facebook, Twitter ve Amazon için arama  yapabiliyor.
Eksiler
Bang! seçeneği kullanışlı ama Türkçe sitelerde henüz çalışmıyor. Arama sonuçlarını sunma hızı yavaş.

SPEZIFY
Spezify, aranan kelimeyi resim ve video olarak kullanıcıya sunuyor. Arama sonuçlarını  video, resim ve metin olarak sıralayabilen site, aynı zamanda sonuçları Twitter'daki 'twet'leri temel alarak filtreliyor.
Artılar
Görsel açıdan zengin içerik sunuyor. Mouse ve klavye tuşlarıyla sonuçları ekranda yakınlaştırıp, uzaklaştırabiliyor.
Eksiler
Kullanımı pratiklikten uzak. Metin arama gücü ve veri tabanı zayıf. Resim ve videolara odaklandığı için arama hızı yavaş.

KNGINE
Mısırlı bilişim uzmanı Haytham El Fadeel'in kurduğu site internetin kontrolünün  insanların elinden çıktığı web dünyası için atfedilen Web 3.0 temelli yapılmış. Kngine, bilgileri özet şekilde veriyor.
Artılar

Kullanışlı ve basit. Sorgulanan kelimeyi veya kelimeleri bire bir değil, anlama/cevaba  odaklı arıyor.
Eksiler
Arama sonuç sayısı sınırlı. Fotoğraf ve metin/web sayfası arama dışında zayıf. İddiası olan Web 3.0'dan henüz çok uzak.

YEBOL
Kurucusu Yahoo'nun başveri madenciliği araştırmacısı Dr. Hongfeng Yin olan Yebol,  2009 yılının ortasında arama motoru pazarına girdi. İnsan gibi düşünen bir arama  motoru oluşturmak için yola çıkan Yin'e göre, geleceğin arama motoru günümüzün  tıklama başına para kazanan temel mantığından çok farklı olacak. Anlam aramaya  odaklanan Yebol, sonuçları fotoğraf, haber, video ve Twitter'ın yanı sıra internet sitelerine göre de sıralıyor.
Artılar
Detaylı arama, sonuçları filtreleme. İlk sayfadan toplu gösterim.
Eksiler
Kullanıcı arayüzü zayıf. Ana sayfa tasarımı pratiklikten uzak. Arama sonuç sayısı sınırlı.

GOBY
Goby'ın kurucuları arasında Massachusetts Institute of Technology'den bir Türk (Müjde Pamuk) de bulunuyor. ABD'yi kapsayan Goby, kişisel arama motoru sunuyor.
ARTILAR
Seyahat ve etkinliğe odaklanan 350'den  fazla kategori. Kullanıcı yorumları. Sosyal  ağlara direkt bağlantı.
EKSİLER
Başvuru kaynağı olmaktan çok, etkinlik arama motoru olarak çalışıyor. Kapsama alanı şimdilik ABD ile sınırlı.

Amerika'da çamaşır ipi savaşı


Çamaşır ipinin imajı Amerika'da uzun süredir tartışılıyor. Çevreciler doğal kurutmanın yararlarını vurgularken, ev sahipleri kazanırsa Amerika'da çamaşır ipinin sonu gelebilir.




Amerika bugünlerde yeni bir protesto dalgasıyla çalkalanıyor. Protestoların merkezinde ise iki kazık ve bir parça ip var Bu mütevazi çamaşır ipi, Amerika'ya özgü bir sınıf, özgürlük ve çevre tartışmasının merkezinde.

Mahalle dernekleri ve ev sahipleri tarafından getirilen kurallar milyonlarca evin sakininin çamaşırlarını dışarıda kurutmasını yasaklıyor.

Gerekçeleri ise, çamaşır iplerinin kötü görünmesi ve hatta bölgedeki emlak fiyatlarını aşağı çekmesi. 'Kurutma hakkı' mücadelesi Fakat bir grup çamaşır ipi isyancısı, yasal riskler almak pahasına bu kurallara karşı çıkıyorlar.

Bu grup, yüksek miktarda enerji harcayan kurutma makinalarını kullanmayı reddederek karbon salımlarını azaltmanın Amerikalıların görevi olduğunu savunuyor.

Çamaşır ipi isyancıları arasında, her yaştan ve geçmişten insan var. 55 yaşındaki hemşire Deborah Bresinger, üç sene önce Pensilvanya'daki evine taşınır taşınmaz çamaşırlarını arka bahçesinde kurutmaya başlamış. Brensinger kararını şöyle açıklıyor:
"Hükümetimiz çevreyle uyumlu çalışmak için, elektrik kullanımını azaltmak gibi bir sürü önlem alıyor. Çamaşırları dışarıda kurutmak ise tamamen bedava bir önlem. Çamaşırları asarken komşularımı görüyorum. Benim için bu, aynı zamanda düşünsel bir iş. Acele etmiyorum, keyfini çıkarıyorum ve böylece stresten arınıyorum. Bu kadar hızlı hareket eden bir dünyada, çamaşır asmak, kendi hızınızda yapabileceğiniz bir iş."

Bresinger, çamaşır ipinin sokaktan görülmediğini, komşularının ise duruma itirazı olmadığını söylüyor. Ancak mahalle derneğinin yasal girişimde bulunacağı uyarısından sonra, üç çocuk annesi Bresinger, haftada beş kere yıkadığı çamaşırları evin içinde sererek kurutuyor. Bresinger, ev sahiplerinin derneklerinin idaresi altında olan 300.000 mahallede yaşayan 60 milyon Amerikalıdan biri. Bu mahallelerdeki herhangi bir konutta yaşamak, ev ve bahçelerin görünümüne dair düzenlemeleri de kabul etmek anlamına geliyor.

Çamaşır ipi hareketinin önderi 36 yaşındaki Alexander Lee aynı zamanda Çamaşır Listesi Projesi'nin de kurucusu.

Vermont merkezli proje 'kurutma hakkı' için mücadele ediyor. Lee, destekçilerinin çok farklı sosyal gruplardan geldiğini, "çevreciler, Hristiyan anneler ve radikal ev sahiplerini" bir araya getirdiklerini söylüyor.

Lee, 1995'te üniversite öğrencisiyken, kampüsünü ziyaret eden anti-nükleer aktivist Helen Caldicott'un sözlerinden etkilenmiş: "Hepimiz çamaşırlarımızı asarak kurutursak nükleer endüstrisinin sonunu getirebiliriz."

Ortak kaygı tasarruf

Kampanyanın ana mesajı da enerji tasarrufu.
Resmi rakamlara göre çamaşır kurutma makinaları evlerin elektrik kullanımının yüzde 6'sını oluşturuyor.

Bu, buzdolabından sonra en büyük elektrik kullanım payına eşit. Lee, asıl rakamların bunun üç katı olabileceğini düşünüyor. Lee'ye göre, eğer her üç Amerikalıdan biri, yılın beş ayı boyunca çamaşırlarını ipte kurutursa, 2020'ye kadar 2,2 milyon ton karbon tasarrufu yapılabilir.

Lee, "Çamaşır ipi hareketi, karşı karşıya olduğumuz üç sorunla ilişkili olduğu için büyüyor: Enerji krizi, çevre krizi ve ekonomik kriz. Enerji tasarrufu yapmanın bir vatanserverlik gereği olduğunu düşünüyoruz. Beyaz Saray'da da çamaşır ipi asılmalı." diye ekliyor.

Nitekim altı eyalet, enerji tüketimini azaltma hedefiyle, bu yasaklarla mücadele ediyor.

Florida, Utah, Maine, Vermont, Colorado ve Hawaii, derneklerin çamaşır ipi kullanımının yasaklamasını sınırlayan kanunlar geçirdi.
Pennsylvania dahil başka eyaletler de, benzer kanunları tartışıyor.

Görsellik tartışması

Kampanya, çamaşır ipinin bir sürü avantajı olduğunu söylüyor. Örneğin çamaşırları asarken yapılan egzersiz, güzel kokan kıyafetler, aylık elektrik faturasından yapılacak tasarruf ve yangın tehlikesini azaltmak. Bunların yanında, Lee gibi destekçileri için çamaşır ipinin görsel bir değeri de var.

"Bu organik bir güzellik, basit bir işlevsellik ve ipte dans eden renkli bir panorama."
İngiliz yapımcı Stephen Lake, Amerika'yı dolaşarak çamaşır ipi yasağından etkilenenlerle konuşmuş. 24 yaşındaki yapımcının filmi Drying for Freedom (Özgürlük için Kurutmak) gelecek yıl gösterime girecek. Lake'e göre, "Eğer bir emlak alıcısı mahalleye gittiğinde çamaşır ipleri görürse, satın aldığı hayatı sorgulayabilir. Çamaşır ipi mahalle sakinlerinin kurutucu alamadığının işareti olabilir."

Çevreyle uyumlu ev eşyası satan Seventh Generation firmasının yöneticisi Dave Rapaport'a göre, Amerikalılar için çamaşır ipleri, hatırlamak istemedikleri bir tutumluluk döneminin sembolü. Rapaport, "1950'lerde şehrin dışındaki mahallelerde yaşanacak modern yaşam ideali öne çıkmadan önce, herkes çamaşırlarını asarak kurutuyordu. Ancak ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra kadınları iş gücüne dahil etmek, elektrik ve elektrikli alet satma ve ilerlemeye yapılan vurgularla çamaşır ipi geride kalanların sembolü haline geldi." diyor. Rapaport, enerji kaygıları ve basitliğe duyulan özlemin çamaşır iplerine geri dönüşü getirdiğini söylüyor.

Mahalle Dernekleri Enstitüsü'nün sözcüsü Frank Rathbun ise, temsil ettikleri ve çoğu çamaşır ipini kısıtlayan on binlerce derneğin haklı olduğunu düşünüyor.

Rathbun, "Mahalledeki konut şirketleri evleri satmaya çalışıyor ve çoğu çamaşır iplerinin mahallenin görünümünü bozduğunu, satışlara zarar verdiğini düşünüyor. Mesele ne olursa olsun, mahallenin görünüşü, ev fiyatlarını ve satışları etkiliyor." diyor.

Rathbun'a göre, insanlar nasıl perdelerini açtıklarında çöp görmek istemiyorsa, başkalarının çamaşırlarını da görmek istemeyebilir. Bunun kararını verecek olanlar ise mahalle sakinleri olmalı.

Frank Rathbun, "Son kertede, özel mülklerden bahsediyoruz. Dolayısıyla, bu kararı vermesi gerekenler mahalle dernekleri. Sonuçta bu derneklerin yönetim kurulu üyeleri, komşuları tarafından mahalle adına karar vermek için seçiliyor." diyor ve sürdürüyor:
"Ayrıca unutmayalım ki, dernek üyesi ev sahiplerinin mahallenin karakterinin korunmasına yönelik belirlenmiş kararlara uyma yükümlülüğü var. Emlak değerlerini korumalı ve mahalle sakinlerinin beklentilerini karşılamalılar."

"Eğer ev sahiplerinin büyük bir kısmı bir kanunu değiştirmek isterse, bunu yapabilirler." (BBC)