7 Ekim 2010 Perşembe

Kas hastalıkları tedavisi


Kas hastalıkları tedavisi 

Kas hastalıkları tedavisi     

İstanbul’da düzenlenen toplantıda kas hastalıklarının tedavisi için kök hücre naklinin umut olma özelliği taşıdığı yinelendi. Ancak henüz sonuç yok.

Kas hastalarının sıkıntıları ve umutları İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda tartışıldı. Türkiye Kas Hastalıkları Derneği tarafından düzenlenen toplantıda kas hastaları için umut ışığı sayılan kök hücre çalışmaları hakkında bilgi verildi.

Kağıthane Kültür Merkezinde yapılan toplantıda konuşan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Piraye Oflazer, kas hastalarının durumlarının önemli bir toplumsal sorun olduğuna değinerek bu konuda yapılan ve yapılacak çalışmalara hem kurum olarak hem nörolog olarak bilgi ve araştırma çalışmalarına katkı desteği verebileceklerini söyledi. Oflazer, “Sorun nöroloji bilim dalının çözeceği bir sorun değildir. Kök hücre projeleri temel bilim uzmanlarınca yürütülmektedir. Bizler bu çalışmalara klinisyen olarak her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

Prof. Oflazer, kök hücre çalışmalarının halen araştırma safhasında olduğuna işaret ederek, önemli bir kas hastalığı olan DMD konusunda hayvanlarda yapılan deneylerden ikna edici bir sonuç alınamadığını belirtti.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Kök Hücre Bilimsel Araştırma Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan da toplantıda dünyadaki ve Türkiye’deki çalışmalar hakkında bilgi verdi. Prof. İlhan, bu alanda gelişmeler olduğunu ifade ederek, kök hücre nakliyle gelecekte birçok hastalığın tedavi edilme umudu olduğunu belirtti. Prof. İlhan, “Mezenkimal kök hücrenin farklı dokulara dönüşebildiği ve dokulardaki harabiyeti
önleyebildiği biliniyor. Klinik Araştırmalar Yönetmeliği ile ülkemizde de tedavi amaçlı embriyonik olmayan kök hücre uygulaması yapılabiliyor. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı Kök Hücre Bilimsel Araştırma Komisyonu Başkanı olarak, kas hastalıkları için yapılacak kök hücre araştırma çalışmalarını destekleme konusunda hazırlıklar yapıyoruz” dedi.

Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir de toplantıda dernek çzalışmaları hakkında bilgi verdi ve katılımcıların sorularını yanıtladı. Prof. Özdemir, derneğe yönelik eleştirilerin haksızlık olduğunu belirterek “Derneğimiz tamamen gönüllülük temeline dayalı olarak ve az sayıda özverili kişinin çabalarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu konuda herhangi bir kurumsal destek de görmüyor. Buna rağmen, gösterilen çabalarla kas hastalarının gelişmiş ülkelerdeki gibi sosyal yaşama tam katılımlarının sağlanmaları konusunda birçok çalışma yürütülmeye çalışılıyor. Kas hastalarının her şeyden önce iyi bir bakıma ihtiyaçları var. Bu noktada devletin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Ulaşım, eğitim, istihdam gibi konularda eksiklerin giderilmesi gerekir” dedi.

Ataşehir web Haberleri
 
 



 
Milli Piyade Tüfeğimiz Kullanıma Hazır



Milli Piyade Tüfeğimiz Kullanıma Hazır


Prototipi hazır olan ve önümüzdeki yıllarda piyadelerin gözdesi haline gelecek olan milli modern piyade tüfeğinin seri üretimine geçilecek halde olduğu açıklandı.

Geçtiğimiz haftalarda atışlarda üstün başarı elde edildiği belirtilen milli piyade tüfeği, önümüzdeki yıllarda piyadelerin elinde görülmeye başlanacak.

Milli modern piyade tüfeğinin ”tasarım ve geliştirme” sözleşmesi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), alt yüklenici sözleşmesi ise MKEK ile Kalekalıp Makina Kalıp Sanayi AŞ arasında imzalandı.

TSK için HK 416‘nin Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından tasarlanmış bir piyade tüfeği olduğunu belirten yetkililer, “Türkiye‘nin ilk ulusal tüfeğidir. Standart olarak TSK’nin kullandığı G3′ün yerini alması planlanmaktadır.

Terör örgütlerinin de kullandığı AK-47′ye karşılık büyük bir üstünlük sağlayacağı öngörülmüştür.” dedi Tüfeğin diğer birçok piyade tüfeklerinden daha hafif olduğunu ifade eden yetkililer, “Tüfek, 2,60 kilogram ağırlığında ve 7,62 milimetre NATO mühimmatı kullanır.

Etkili menzili silahın versiyonunun namlu uzunluğuna göre 200-750 metredir. Tüfek modüler bir kundağa entegre edilmiş kızak sisteme sahiptir.

M1913 piccatiny rail sistemi ile uyumlu olan bütün aksesuarlar eklenebilir veya çıkartılabilir. Kullanıcıya göre 6 kat uzatmalı dipçik, sessiz kurma sistemi ve kilitlemeli bir mekanizmaya sahiptir. Mekanizmasında HK G36‘nın patentli gaz sistemi kullanılmaktadır.” şeklinde konuştu.

Amerikan ordusunun standard piyade tüfeği M4 tüfeklerinin fazla ısınma problemi gaz piston sistemi ile çözüldüğünü açıklayan yetkililer, “M4, tam otomatik modda tüm şarjör bitirilince dokunulmaz hale gelecek derecede ısınmasına rağmen milli tüfek gövdesi çıplak elle dokunulacak kadar soğuk kalır.” diye konuştu.

MKEK Genel Müdürü Ünal Önsipahioğlu ise kurumun gelişmesi ve bugünkü konumundan daha ileri düzeylerde olması için önemli çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Önsipahioğlu, kurum ile Milli Savunma Bakanlığı, SSM ve Kalekalıp AŞ arasında yapılan sözleşme ile yapımı gerçekleştirilecek olan ”milli modern piyade tüfeğinin” ilk aşamada 50 adet, daha sonraki 30 aylık aşamada ise 200 adet üretileceğini bildirdi.

Tüfeğin tamamen yerli imkanlarla imal edileceğini kaydeden Önsipahioğlu, 30 ayda yapılacak tüfekle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitim ve muharebe alanında çok etkili olacağını kaydetti.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, geçtiğimiz sene MKE Kurumu’nun Kırıkkale’deki sosyal tesislerinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, savunma sanayinde önemli bir aşamanın yaşandığı bugünün tarihi bir gün olduğunu belirtmişti.

Gönül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın başkanlığındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında, bu konunun çok ciddi ve azimli bir şekilde ele alındığını ve gerekli paranın verildiğini ifade ederek, eğer böyle olmasa bugün bu imzaların atılamayacağını vurgulamıştı.

CİHAN

Milli Piyade Tüfeğimiz Kullanıma Hazır , atasehirweb
Ataşehir web Haberleri

Masalın gerçeği güzel atlar diyarında


Masalın Gerçeği Güzel Atlar Diyarına Yolculuk

İşte güzel atlar diyarı Kapadokya ile ilgili merak edilen her şey…

Neden Kapadokya ?

Aslında nedenleri yazmakla bitmeyen Kapadokya dersek daha doğru ifade etmiş oluruz. Çünkü tarihi antik çağlara kadar dayanan dünyada eşi benzeri olmayan, her mevsim ayrı güzel ve önemini hiçbir zaman kaybetmemiş bir doğa harikası…

Hititlerden Friglere, Perslerden Makedonyalılara, Romalılardan
Bizanslılara, Selçuklulara, Osmanlılardan günümüze ve yarınlara uzanan bir masal kahramanının ta kendisi.



Adeta geçmişten geleceğe yaşayan bir dinler mozaiği…

Yüzyıllar boyunca bir çok medeniyetin din,dil, ırk demeden gelip yerleştiği, barış içinde yaşadığı, Türk misafir perverliğinin derinden hissedildiği bir turizm cenneti olmayı başarmış bu eşsiz topraklar ülkemizin önemini gözler önüne sererken, yerli ve yabancı turistlerinde vazgeçilmez tutkusu olmayı hak ediyor.



Kapadokya Klasikleri

Sadece bölgeye has yöre halkının Peri Bacası ismini verdiği tüf ve andezitten oluşmuş kaya monolitleri, Kızıl ırmağın kollarının nakış işler gibi emek emek oluşturduğu vadileriyle bütünleşmiştir. Keşfetmek istercesine bakan gözlerin hayretle baktığı binlerce yıllık yer altı şehirleri, kayaya oyulmuş kiliseleri, yüzyılların tanığı renkli freskoları, kendinizi bir kartalın kanadında gibi hissedebileceğiniz hisarları, binlerce yıldır yöre halkının her türlü ihtiyacını sağlayan bağları, ağaçları, tarlaları, mahzenleri, konakları, köyleri, saymakla bitmez bu doğa şaheseri güzelim toprağın eşsiz nimetleri.



Evrenin Muhteşem Hediyesi

Anadolu’muz da tabiat ananın bizlere sunduğu bu muhteşem hediyeyi gezip, görmek, anlamak ve yaşamak gerekiyor. Perslerin namıyla Katpatuka yazmakla bitmeyen güzellikleriyle sizleri bekliyor.



Bir Kapadokya Sevdalısı

Profesyonel turist rehberi Can Günay , üniversite öğrenimini Kapadokya da tamamladıktan sonra Kapadokya’yı tüm dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Özellikle Kapadokya’yı ve İstanbul’u gezip görmek isteyenler için bilgi, birikim,ve meslek yaşamındaki profesyonelliğiyle adeta bir gezi klavuzu oluyor.



Körde Bilir Avanosun Yolunu Kırık Çanak Çömleğinden Bellidir

Hititlerden bu yana süre gelen babadan oğul’a devam eden çanak- çömlek sanatının izlenebileceği ve denene bileceği ender yerlerden birisidir Avanos. Eski adıyla Halys yeni adıyla Kızıl ırmak nazlı bir gelin gibi süzülür Avanos’un içinden.



Tabanındaki kil yöre halkına bu sanatı sunmuştur. Nasıl ki bu nehir Hititler’e ev sahipliği yaptıysa şimdi de bizlere kollarını açmıştır. Avanosa yolunuz düşerse çekinmeden oturup tezgaha başlatın toprakla ellerinizi birleştirmeye, isterseniz uzun süre katılıp çömlek kurslarına katılabilirsiniz. Yörenin en iyi ustalarından İlhan ve Cemil Usta, Özgür Çömlekçilikte, Avanosta sizleri ağırlamaktan gurur duyacaktır.

Ne Yemeliyim?
Damak Tadı Avanos’un Lezzet durağı


Yörenin en güzel çömlek kebabını, pastırmalı kuru fasulyeyi otantik bir atmosferde tamamı büyük bir kaya kitlesine oyulmuş Uranos Restaurantı sahibi Tayyar Sarıkaya da Avanoslu ve baba mesleğini devam ettiriyor.



Onyx Taşının Yapımını Görmeden Gitmek Olmaz

Hitit Panteonunda tanrı olarak tapınılmış olan Erciyes , Aksaray ili sınırları içindeki Hasan dağı ve Niğde sınırındaki Göllü dağı milyonlarca yıl bıkmadan usanmadan püskürtmüşler malzemeyi ve bu taşın oluşumunu sağlayan materyali sunmuş.

Güvercinlik vadisinde saymakla bitmez güvercinlikleri fotoğrafladıktan sonra isterseniz Onyx de de Onyx taşının ne olduğunu ve nasıl şekillendiğini izleye bilirsiniz.



Ne Yapmalıyım?
Balon Turu Olmazsa Olmaz


Kapadokya’nın olmaz ise olmazlarından olan balon turları son yıllarda popülaritesini arttırarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bölgenin gök yüzünden süzülürken ki muhteşem manzarası adeta başınızı döndürüyor.



Denerseniz Pişman Olmayacaksınız

Bölge de toplam 16 tane balon turu yapan firma var. Sabah beş civarında otelden alınıp. Gün doğumunun izlenildiği bu turlar ortalama 2 saat sürüyor ve fiyatı kişi başı 250- 300 TL arasında değişiyor.
Türk hava kurumunun sahibi olduğu Mavi Ay Balonculuğu tercih edebilirsiniz. Bekir Bey her konuda sizlere yardımcı olacaktır.



Kapadokya Geceleri

Gece sıkıldınız ne yapacaksınız ? Tabi ki bölgeyle özdeşleşmiş kuzu gecesi , sizleri bekliyor.

Yurdumuzun çeşitlerine has dans oyunlarını ve oryantal şovları izleyebileceğiniz Kapadokya gecelerinde eğlenebilirsiniz.



Sema Gösterilerinde Buluşalım

Özelikle yabancı turistlerin merak ettikleri sema gösterileri için yedi tane farklı mekanda yapılıyor. 13.yy dan kalma Selçuklu Kervan Sarayı Saruhan da her gün 17.30 ve 21.30 da düzenlenen bu gösterileri 750 yıllık tarihi bir mekanda izlemek sizler için ayrı bir keyif olacaktır.

Birazda Oteller
Nerede Kalmalıyım?


İlkbahar ve sonbaharda çok yoğun olan ama en güzel zamanların yaşanıldığı bölgede tek bir odalık yer bulabilmek bile bazen şans oluyor. Bu yüzden mutlaka erken rezervasyon yaptırın.



Uç hisarın eteğinde son dönemin popüler oteli CCR Otel kalite ve konforuyla dikkatleri çekerken otelin ön büro müdürü Ali Haydar Bektaş misafirlerimizi en üst düzey hizmet anlayışıyla ağırlıyoruz diye ifade ediyor.



Konaklamada Yükselen Trend
Kayaya oyma otellerde kalmak özellikle tercih edilen bir konaklama alternatifi olarak karşımıza çıkarken Ürgüp’te ki Yunak evler iyi bir tercih olacaktır.

Göreme de uygun fiyatlı değişik alternatiflerde pansiyonlarda da kalabiliriniz. Nevşehir’de 5 yıldızlı otellerde de… Yörede her bütçeye uygun konaklama alternatifleri mevcut.



Halı Atölyeleri

Kapadokya da binlerce yıllık geleneğimiz olan halı ve kilim dokuma tezgahları da dikkatleri çekiyor. Halı ve kilim ile ilgili tüm ayrıntıları ve aşamaları görebileceğiniz bir çok halı atölyesi mevcut.
Avanos Yüksel Halı da bu konuda meraklılarının tercihi olabilir.



Şarap Mahzenlerinde Bir Mola

Ürgüp’te Turasan şarap mahzenlerinde Kalecik Karası başta olmak üzere bir çok şarabın tadına bakıp damak zevkinize en uyun olanını seçmek için Metin Gökgöz sizlere bilgi vermekten büyük bir keyif duyacaktır.



Nereleri Görmeliyim, Gezmeliyim ?

Kapadokya da gezip görmek keşfetmek için yapabileceğimiz bir listede olmaz ise olmazlar uzayıp gider.



Açık Hava Müzesi
Türkiye’nin en önemli açık hava müzesi Göreme de, 1000 yıllık kiliseleri, muhteşem freskoları, görerek gezinize başlaya bilirsiniz. Müze kartınızı yanınıza almayı unutmayınız.

Ağaç altı, elmalı, yılanlı,çarıklı ve tokalı kilise ve fresk meraklıları için en iyi korunmuş kiliselerden biri olan karanlık kiliseyi ekstra 8 TL vererek görebilirsiniz.



Balondan Korkuyorsanız Uç Hisar Kalesi

60 m yüksekliğiyle bölgenin en yüksek noktası, Nevşehir’e 7 km uzaklıktaki Uç Hisar Kale kasabasındaki bu kaleye tırmana bilir, gezip görebilirsiniz.

Yerel halkın dünyanın 8. harikası olarak kabul ettiği yer altı şehirleri içinde en heybetlisi olan derin kuyu ilçesi Nevşehir’e 30 km uzaklıkta olup patatesiyle meşhur bu yörenin en önemli gelir kaynağı turizm.



Karınca Gibi Gezin

Yerin 8 kat altına inebilmek için hazırlanırken derin kuyuda korkmayın panik yapmayın

Havalandırmaları gezi için gayet iyi olan bu gizemli şehri karınca gibi gezerken okulu, şarap hanesi,kileri,ahırı, kilisesi derken kaybolun derinliklerinde.



Vadileri Unutmayın

Ihlara, Zelve, Güvercinlik, Derbent, Kızıl çukur, Soğanlı, en önemlileri olarak dikkatleri çekerken çavuş in kasabasında 1955 depreminden sonra boşaltılan eski rum evleri de dikkatinizi çekip sizleri şaşırtacaktır. Ayrıca at ile yolculuk yapıp motorla gezebilir ve trekking de yapabilirsiniz.

Ürgüp Girişindeki Üç Güzelleri Resimlemeden Dönmeyin
Paşabağında üç başlı peri bacalarını gördüğünüzde hayretlere düşeceksiniz ve Kapadokya’yı gezdikçe görmek , gördükçe keşfetmek isteyeceksiniz. Asmalı konak dizisiyle yerli turizmin ilgi odağı olmuş, her dönem cazibe merkezi olmuş Kapadokya gerçekten övgüyü hak ediyor.

Aşkın büyüsü can...



Pop müziğin başarılı sanatçısı Zeynep Dizdarla evlenerek dünya evine giren çiçeği burnunda damadımız, değerli dostum Can Günay ile güzel atlar diyarı Kapadokya dan yazdım sizlere.

Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler!

Bir tarafta mutluluk bir tarafta hüzün... Dünyaya sihirbaz elleriyle dokunan profesyonel turist rehberi Ahmet Çizmecioğlu kardeşimiz önceki gün bu dünyadan uçup gitti. Biricik Ahmetimize Tanrı'dan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun... Sevgili Ahmet'in zamansız vedası karşısında bir kez daha anladım ki, lütfen ama lütfen sevdiklerimizin kıymetini hayatteyken bilelim...

Şimdilik benden bu kadar yeni bir tatil yazısında görüşene dek sağlık ve sevgiyle kalın.

İyi tatiller.


Kaynak : http://www.internethaber.com/masalin-gercegi-guzel-atlar-diyarinda-10682y.htm#ixzz11gseGKEK
2022 yılında uzaya insan göndermeye hazır olduklarını açıkladılar

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
İran Uzay Ajansı ISA'nın başkanı Muhammed Mardani İran'ın uzaya insan gönderebilmek için gerekli teknolojik altyapıyı tamamladığını açıkladı.

Tahran’da düzenlenen “İnsan ve Uzay” konulu serginin açılışında "iran önümüzdeki 12 sene içinde uzaya insan gönderecek" diyen Mardani İran'ın uzay teknolojileri konusunda ileri düzeye gelmesi konusunun politik, sosyal, güvenlik ve askeri açılardan çok önemli olduğunu üstüne basarak belirtti.

Mardani ayrıca İranlı bilim adamlarının şu an fırlatılamk üzere hazırlanan 10-15 uydunun yapımında çalıştığını açıkladı ve "Önümüzdeki 15 yıl içinde fırlatmak üzere dünyadan 36 bin km uzakta yörüngede yer alacak uydular geliştiriyoruz" dedi.

İran son olarak geçen Şubat ayında uzaya, Kavoşgar-3 (Kaşif 3) adlı uyduyla içinde canlı bulunan bir biyokapsül göndermişti.

Ufo nedeniyle havaalanı uçuşa kapatıldı

Çin’deki Baotou Havaalanı’nın 11 Eylül günü bir UFO nedeniyle kapatıldığı açıklandı. Hava trafiğini 1 saat aksatan olayla ilgili olarak görgü tanıkları “Parlak cisim pistin hemen üzerinde durdu ve gitti” dedi.



Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde bulunan Baotou Havaalanı, 11 Eylül günü bir UFO’nun (Unidentified Flying Object - Tanımlanamayan Uçan Cisim) hava trafiğini engellemesi nedeniyle kapatıldı. Pistin hemen üzerinde görülen ve UFO olduğu iddia edilen cisim nedeniyle 3 yolcu uçağının inişine izin verilmedi. Bunun ardından yetkililer güvenlik nedeniyle hava trafiğini 1 saat boyunca durdurdu.

8’İNCİ VAKA!

Görgü tanıkları, pistin üzerinde aşırı parlak bir ışığın belirdiğini ve dakikalarca orada durduktan sonra bir anda kaybolduğunu söyledi. Yaklaşık 1 ay sonra kamuoyuna ayrıntıları açıklanan olay ilk de değil! Bunun Çin ve çevresinde haziran ayından bu yana rapor edilen 8’inci UFO vakası olduğu belirtildi.

habertürk
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), en büyük iştiraki olan Emlak Konut (GYO), halka arzıyla sermaye piyasasında da lider olmaya hazırlanıyor
Son yedi yılda sağladığı büyüme rekoruyla, başarısını Türkiye ölçeğinden, dünya sıralamasına taşıyan TOKİ, Ayazağa ihalesinde elde ettiği başarıyı, halka arz işleminde de tekrarlamayı hedefliyor. Ayazağa ihalesinde 850 milyon lira gelir hedeflerken, 1 milyar 251 milyon lira değere ulaşılmasının, TOKİ’ye ve Emlak Konut GYO’ya duyulan güvenin en büyük kanıtı olduğunu belirten TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, şunları söyledi:
“Yaptığımız son arsa satışlarında elde ettiğimiz büyük başarı, Emlak Konut’a yapılacak olan yatırımın ne kadar cazip, karlı ve akılcı olduğunun bir göstergesi oldu. Emlak Konut GYO'nun halka arzı için en doğru zamanı seçtik. Şu andaki portföyümüzle zaten dünyada çok iyi bir noktada bulunuyoruz. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları arasında çok daha iyi yere geleceğiz. Hedefimiz dünyanın ilk 10 ismi arasında yer almak. İlk 5 arasında da yer alabiliriz.”

Halka arz geliri yeni yatırımların önünü açacak

Hedefi 500 bin konut olan TOKİ’nin, bugün itibariyle 450 bin konutu geçmiş olduğunu belirten Bayraktar, Emlak Konut GYO’nun yüzde 25’inin halka arzından elde edilecek gelirin, yeni toplu konut yatırımları ile yeni arsa projelerinde kullanılacağını açıkladı. Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleri nedeniyle arzuladıkları yatırım projelerinin bir kısmını ertelemek zorunda kalmalarına rağmen rekor başarılar elde ettiklerini hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti:
“TOKİ’nin en büyük iştiraki olan Emlak Konut 2003-2010 yılları arasında 3 kat değer kazanarak net aktif değerini 5,58 milyar liraya yükseltti. 8 yıl içinde Türk ekonomisinin parlayan yıldızlarından biri haline geldi. Bayraktar, “Şu andaki portföyümüzle dünyada çok iyi bir noktaya geldik. Hedefimiz, halka arz sonrası gayrimenkul yatırım ortaklıkları arasında dünyada ilk 10’a girmek” diye konuştu.

Şimdi, sağlam bir portföy ve aktif yapısıyla halka arz ediliyor. Asıl görevi arazileri arsa haline getirmek olan Emlak Konut GYO, yaklaşık 50 bin konut rakamına ulaştı. Hasılat paylaşımı projeleri ile 14 milyar lira yatırım portföyüne ulaşan Emlak Konut GYO’nun kasasına kısa zamanda 5 milyar lira girecek. Bugüne kadar bu paranın 1 milyar 600 milyon liralık kısmını tahsil eden Emlak Konut GYO, Ankara, İstanbul, İzmir ve Tekirdağ’da arsa satışı karşılığı hasılat paylaşımı projelerinde de 4 milyon metrekare arsayı ihale etti. Projelerimiz giderek artıyor. Yeni yatırım ve atılımla bir dünya devi haline geleceğiz.“

Emlak Konut, cazibe merkezi olacak

Türkiye’de hane halkı harcamalarında en yüksek payın konut harcamalarına ayrıldığını ve 2010-1015 yılları arasında ‘Hane halkı artışı, yenileme ve kentsel dönüşüm kaynaklı’ konut ihtiyacının 3.4 milyon seviyesinde olmasının beklendiğini açıklayan Bayraktar, önümüzdeki süreçte Emlak Konut’un daha büyük bir cazibe merkezi haline geleceğini vurguladı. Bayraktar, “Emlak Konut GYO, sağlam mali yapısı, halka arzla sağlanacak yüksek gelir avantajı, gelir paylaşım modelinin getirdiği kolaylıklar , geçmiş deneyimlerinden elde ettiği tecrübeler ve sektörde ortalama 25 yıl deneyime sahip üst yönetimiyle büyümesini güçlenerek sürdürecektir” diye konuştu.

Ucuz konut Anadolu yakasına taşınıyor

Bayraktar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla dar gelirli vatandaşlara yönelik Kayabaşı’nda başlattıkları ekonomik konut projelerini Anadolu yakasına da taşımaya hazırlandıklarını müjdeledi. Tuzla’da hayata geçirilecek proje kapsamında ayda 100 liradan başlayan ödeme seçenekleriyle önemli bir alternatif oluşturacaklarını belirten Bayraktar,
ilk etapta, 674 ve bin 683 konut olmak üzere iki kısım halinde inşa edilecek 2 bin 357 konut içinde dar gelirli vatandaşlara yönelik 45 metrekare büyüklüğünde evler de yer alacağını söyledi. Bayraktar, projeyi şöyle anlattı:
“Bu evlere 180 ay vade ve 100 TL'den başlayan taksitlerle sahip olunabilecek. Tuzla 1. Etap projesinin 674 konutluk birinci kısım inşaat ihalesi 12 E k i m ' d e , 1683 konutluk 2. kısım inşaat ihalesi 20 Ekim'de yapılacak. Tuzla 1. etap projesinde başvurular ise ekim sonundan itibaren alınmaya başlanacak. Emlak GYO Tuzla Aydınlı'daki arsası üzerine de aynı kapsamda 2. Etapta 3 bin-3 bin 500 konutluk yeni bir proje üzerine çalışıyoruz. Esenyurt’ta 1 milyon 100 bin metrekare, Zekeriyaköy’de 500 bin metrekare arsa geliştirme çalışmalarımız ise sürüyor. Bu arsalar üzerinde de sosyal konut projeleri geliştireceğiz.”

Başbakan Erdoğan’dan TOKİ’ye tam destek

TOKİ’nin çalışmalarını yakından izleyen ve başarılı olması için desteğini her fırsatta açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise TOKİ’nin başarısını tüm sektörlere örnek gösteriyor. Son olarak gemicilik sektöründe faaliyet gösteren firmaların, TOKİ’yi örnek alması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Biz battık, bittik, şöyle olduk, böyle olduk diyen armatörler var. Küresel kriz başladığında TOKİ kapatılsa ya da çalışmalarını durdursaydı inşaat sektörü çökerdi. İinşaat sektörünün çökmesi halinde de istihdam biterdi. Biz kararlı durduk, direndik. Direndiğimiz için TOKİ aldı başını gitti ve 450 bin konuta yükseldi” diyerek TOKİ’ye verdiği desteği yineledi. TOKİ’nin çalışmalarının her aşamasıyla yakından ilgilenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son olarak TOKİ'nin Ataşehir'de yürüttüğü proje alanında incelemelerde bulunarak, çalışanlardan inşaata ilişkin bilgi aldı.
Çinli otomotiv firması Cherry'nin Türkiye'deki üretimi Karasu'da kurulacak fabrikada yapılacak

Çinli otomotiv firması Cherry'nin Türkiye'deki üretimi Karasu'da kurulacak fabrikada yapılacak. Yatırımla 3 bin kişiye istihdam sağlanacak.

Mermerler Otomotiv Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Murat Mermer, Cherry'nin Türkiye'de üretimini Sakarya Karasu'da kuracakları fabrikayla yapacaklarını belirterek, yıl başından önce projeye başlayacaklarını bildirdi.

Mermer, Karasu'da kurulacak fabrikayla ilgili alanda 200 dönümlük bir mera alanı görüldüğünü, aslında söz konusu alanın mera özelliğini kaybettiğini ancak mevzuat sorunlarına yol açtığını, şu anda mevzuatla ilgili sorunu aşmaya çalıştıklarını anlattı.

Şu ana kadar 2 aylık bir gecikmeleri olduğunu ancak, çalışmalarını hızlandırdıklarını anlatan Mermer, projeye yıl başından önce başlamayı öngördüklerini söyledi.

Mermer, proje kapsamında fabrikanın yanı sıra otel grubu ve alış veriş merkezinin içinde yer alacağı bir sosyal tesis de oluşturacaklarını kaydederek, yaklaşık 500 milyon dolarlık bir yatırım öngördüklerini bildirdi. Mermer, söz konusu yatırımın 120 milyon dolarını da bina ve sosyal tesislerin oluşturacağını anlattı.

3 BİN KİŞİYE İSTİHDAM
Bu yatırımla, 5 yılın sonunda 3 bin kişiye istihdam sağlanacağını belirten Mermer, bu rakamın 890'ını beyaz yakalıların oluşturacağını söyledi. Mermer, yan sanayi ile birlikte düşünüldüğünde istihdam sağlanacak kişi sayısının 10 bine yaklaşacağını da kaydetti.

Mermer, 2012 yılının Ağustos ayında Türkiye'de üretilmiş ilk aracın çıkacağını ifade ederek, yıllık üretim kapasitesinin de birinci yıl 20 bin, beşinci yılın sonunda 100 bin olacağını bildirdi.

Cherry'nin 3 modelini Türkiye'de üreteceklerini belirten Mermer, üretecekleri modellerinin bir tanesinin hafif ticari araç, diğer ikisinin de otomobil modeli olan Niche ve Change olduğunu söyledi.

'5 BİN CHERRY SATTIK, İKİNCİ ELİ OLUŞTU'
Mermer, Cherry markasının araçlarının aslında tamamıyla Alman teknolojisini kullandığını, işçiliğinin Çin olduğunu belirterek, ''Şimdi biz bunu Türk ve Çin ortak yapımı olarak Alman teknolojisi kullanarak yapacağız'' dedi.

Çin markasının dünyadaki algılamasına yönelik soru üzerine de Mermer, Cherry'nin bir dünya markası olduğunu belirterek, can güvenliği regülasyonlarının özellikle çarpışma testlerinin birebir yapıldığını ve bunları başarmış bir marka olarak ön yargıları yıktığını anlattı. Mermer, ''Yüzde 100'den daha güvenli araçlar'' dedi.
COCA-COLA'DAN ÜLKER'E TAKLİT DAVASI
İçecek sektörünün devleri taklit ürün iddiasıyla mahkemelik oldu

İçecek devi Coca Cola, Ülker'in piyasaya yeni sürdüğü Link adlı ürünü ile Fanta'yı taklit ettiğini iddia ederek, grup aleyhine dava açtı .

Coca Cola, ürünlerini taklit ettiği gerekçesiyle Ülker Grubu'na dava açtı. Coca Cola Türkiye tarafından açılan davanın gerekçesi, Ülker'in, Fanta adlı meyveli içeceği birebir taklit ettiği iddiası. Fanta'nın Ülker tarafından taklit edildiği iddiası, Coca Cola'nın Türkiye Genel Distribütörü Anadolu Grubu'nu da harekete geçirdi.

Anadolu Grubu yetkilileri, Ülker'in Link markasıyla piyasaya çıkardığı meyve aromalı içeceğin kutusundan, logosuna ve renklerine kadar Fanta'yı taklit ettiğini ileri sürdüler. Grup yetkilileri Sanayi Bakanlığı'na ilk başvurularını yaparak, Ülker'in taklit üretiminin durdurulmasını istediler.

Anadolu Grubu'ndan ismini açıklamak istemeyen bir yetkili şöyle konuştu: "Ülker, Link'in ambalajını Fanta ile bire bir aynı olarak yapmış. Bunun örnekleri daha önce yaşandı. Ama ne yola gideceğimizi kararlaştırmış değiliz. Bize ait görselleri kullanıyor. Bu konu üzerine çalışılıyor."

Grup yetkilileri, ilgili başka mercilere başvuru için de hukukçularının çalıştıklarını belirttiler. Coca Cola tarafından taklitçilik iddiasıyla hakkında dava açılan Ülker Grubu, bir süre önce Karamanlı Saray Bisküvi ile benzeri bir sorun yaşamıştı. Ülker, ürünlerini taklit ettiği gerekçesiyle Saray Bisküvi aleyhine 3 ayrı tazminat davası açmıştı. Ülker bununla da yetinmeyerek, gazetelere verdiği ilanlarla Saray Bisküvi'yi kendi ürünlerini taklit etmekle ve Ülker'e saldırarak kendi reklamını yapmaya çalışmakla suçlamıştı.

Milliyet

Facebook için tehlike çanları çalıyor

07 Ekim 2010 Perşembe 00:09
Facebook'u uyaran Bakan Yıldırım, Youtube'den örnek verdi. Yıldırım'a göre bu yayıncılar kanunları takmıyor.

Facebook için tehlike çanları çalıyor

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Youtube'den sonra Facebook'un da kapatılacağı iddialarına CeBIT Bilişim Fuarı'ndan cevap verdi. İddiaların arka planına bakılması gerektiğini söyleyen Yıldırım, ''Arka planında 30 tane kapatma kararı var. Bu kapatma kararına karşı bu paylaşım sitesi hiçbir girişimde bulunmamış, bir üst mahkemeye gitmemiş'' dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, CeBIT Bilişim Eurasia 2010 kapsamında Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin düzenlediği KOBİ'ler, İletişim ve Bilişim konulu panelde yaptığı konuşmada, genellikle böyle büyük fuarların büyük dünya ve ülke markalarının gösterisine sahne olduğunu, CeBIT'e ise istihdamın yükünü taşıyan isimsiz kahramanlar olan KOBİ'lerin damgasını vurduğunu belirterek,

Bilişim sektörünün iki önemli özelliğinden birinin, çok hızlı gelişmesi bu nedenle düzenleyici otoritelerin gelişmeleri arkadan takip edebilmesi olarak tanımlayan Yıldırım, sektörün yalnız olduğunu söyleyerek bu konuda biraraya gelerek sinerji oluşturmaları gerektiğini ifade etti.
KAPATMA DAVALARI VAR ÜST MAHKEMEYE BAŞVURU YOK
Youtube'dan sonra Facebook'un da kapatılmasının gündeme gelmesine ilişkin bir soru üzerine Yıldırım, şunları kaydetti:

''Türkiye bir hukuk devleti. Yasama, yürütme, yargı var. Yargının yaptığı işlere yürütmenin müdahale etmesi asla söz konusu olmaz. Olayı sadece bir paylaşım sitesinin kapatılması gibi basite indirgemek doğru değil. İşin arka planına bakmanız lazım. Arka planında 30 tane kapatma kararı var. Bu kapatma kararına karşı, bu paylaşım sitesi hiçbir girişimde bulunmamış. Bir üst mahkemeye gitmemiş. Gelip idareyle konuşup çözüm cihetine gitmemiş. Başka ülkelerde yaptığı, uyduğu, tabi olduğu kanunları Türkiye'de yok saymış. Burası bir hukuk devleti. Burada hukuk herkes için işler. Yabancı, yerli farketmez. Bir Türkiye şirketi hangi hukuk sistemine tabiyse, burada hizmet veren, alışveriş yapan, para kazanan, yurt dışında bir şirket de olsa aynı hukuk sistemine tabi. Bizim istediğimiz çifte standart uygulanmamasıdır. İsrail'de, Almanya'da, Brezilya'da başka davranacaksınız, onların dediklerini yapacaksınız, Türkiye'ye gelince 'Ben yapmam' diyeceksiniz. Türk halkı bunu kabul etmez. Gerekirse kendi çözümünü de üretir.''

Yıldırım, bir üst mahkemeye başvurulması durumunda sorunun çözülebileceğini vurgulayarak, burada bir samimiyetsizlik gördüğünü dile getirdi.


Kaynak : http://www.internethaber.com/facebook-icin-tehlike-canlari-caliyor-299410h.htm#ixzz11fbdL5oS

Şilili madencilere özel gözlük

Şili'de yerin 700 metre altında 5 Ağustostan bu yana madende mahsur bulunan 33 madenciye, kurtarıldıklarında sorun yaşamamaları için özel güneş gözlükleri verildi.

07 Ekim 2010 Perşembe, 10:29:50
Şilili madencilere özel gözlük
Kurtarma operasyonun sorumlularından Alejandro Pino, gazetecilere yaptığı açıklamada, madencilere dün ulaştırılan gözlüklerin uzun süre güneşin bulunmadığı ya da ışığın çok az bulunduğu yerlerde kalanların gözlerini ultraviyole ışınlardan koruduğunu, gözün ışığa kademeli olarak alışmasını sağladığını belirtti.

Pino, fiyatı 450 dolar olan ve bir Amerikan şirketi tarafından verilen gözlüklerle madencilerin güneşe doğrudan bile bakabileceklerini söyledi.

Kurtarma çalışmalarının başındaki mühendis Andres Sougarret dün, madencilere ulaşmak için açılmaya çalışılan ''yardım kuyusunun'' 519 metre derinliğe indiğini ve madencilere ulaşmak için sadece 110 metre kaldığını açıklamıştı.

AA
Golfte İşbirliği!
Bayan golf takımı da Arjantin'e giderek hazırlıklarını burada sürdürecek.

Arjantin'in başkenti Buenos Aires'de 20-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Dünya Amatör Golf Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil edecek erkek ve bayan milli takımı, şampiyona öncesi yurt dışında çalışacak.

Milli Takım Antrenörü İskoç Spencer Hendersoon yönetimindeki Hamza Hakan Sayın, Koray Varlı ve Gencay Asan'dan oluşan erkek takımı, golfte dünyanın önde gelen spor organizasyonlarını düzenleyen ABD şirketi IMG ile gerçekleştirilen ikili çalışma protokolü kapsamında bu ülkeye gidecek. 9 Ekim'de ABD'ye gidecek erkek milli takımı 21 Ekim'e kadar burada çalışacak. Millilerin ulaşım, konaklama ve eğitim gibi bütün masraflarını ise şirket karşılayacak.

İdareci Dilek Hamoğlu'nun kafile başkanlığını yapacağı ve Başak Aydın, Sena Ersoy ile Damla Bilgiç'ten oluşan bayan takımı ise 13 Ekim'de şampiyonanın yapılacağı Arjantin'e gidecek ve 25 Ekim'e kadar çalışmalarını sürdürecek. Şampiyonada bayanlar müsabakaları 26-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

YILDA 3 HAFTA EĞİTİM
Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, IMG şirketiyle 2 yıl önce protokol imzaladıklarını ve bu yıl sporcuların ikinci kez ABD'ye gideceğini söyledi.

Şirketin Florida'daki tesislerinde sporcuların her yıl 21 hafta golf eğitimi alacaklarını belirten Ağaoğlu, ''IMG, dünya golf organizasyonunun bir numaralı kuruluşu. Dünyanın en iyi golf eğitmenleri de burada bulunuyor. Bu şirketle 2 yıl önce işbirliği protokolü imzaladık. Bizim 3 sporcumuz heryıl 21 hafta şirketin tesislerinde eğitim görecek. Sporcularımız burada kendilerini geliştirecekler. Şirket, golfün altyapısına yatırım yapıyor. Gelişim gösterecek ve yatırım yapacağı sporcuları da kendi gözüyle görmüş oluyor'' diye konuştu.

2012 Dünya Amatör Golf Şampiyonası'nın Antalya'da yapılacak olması nedeniyle de Golf Federasyonu, Arjantin'deki şampiyonaya ayrı bir önem veriyor.
"Ben Türk'üm!"
Hamit Altıntop'tan Mesut Özil'e üstü kapalı eleştiri.

Milli Takımımız'ın değişilmez oyuncularından Hamit Altıntop, "Mesut'un tercihine saygı duyduğunu, ancak kendisini desteklemediğini" söyledi.

ALMANYA'DA OYNAMASI ÖNEMLİ
A Milli Takım'ın Bayern Münih'te forma giyen futbolcusu Hamit Altıntop, Mesut Özil'in Türkiye yerine Almanya Milli Takımı'nı tercih etme kararına saygı duyduğunu, ancak kendisini desteklemediğini, Mesut'un Real Madrid'e transferinde Almanya Milli Takımı'nda oynamasının çok büyük rolü olduğunu söyledi.

BU FİKRE KATILMIYORUM
Berlin'de 8 Ekim Cuma günü Euro 2012 elemelerinde oynanacak Almanya-Türkiye maçından önce Alman Süddeutsche Zeitung gazetesine açıklamada bulunan Hamit Altıntop, Mesut'un da aralarında bulunduğu yabancı kökenli oyunculardan oluşan Dünya 3'üncüsü Almanya Milli Takımı'nın ''başarılı bir entegrasyonun simgesi olduğu fikrine katılmadığını'' söyledi.

"MESUT'U DESTEKLEMİYORUM"
''Futbol bazen bir duygu meselesidir, ama genellikle iştir. Ben hoşgörülü bir insanım ve Mesut'un tercihine saygım var, ancak onu desteklemiyorum'' ifadesini kullanan Hamit Altıntop, ''Almanya Milli Takımı'nda oynadığı için Mesut'un arkasında lobi var. Mesut'un transfer piyasasındaki değeri büyük ve daha fazla kazanıyor. Türkiye'yi seçseydi Dünya Kupası'nda oynayamazdı ve Real Madrid'e transfer olamazdı. Konu bu kadar basit'' diye konuştu.

"BEN TÜRK'ÜM"
Hiçbir zaman Almanya Milli Takımı'nda oynamayı düşünmediğini söyleyen Hamit, ''Almanya'ya çok şey borçluyum. Burada çok şey öğrendim, bana fırsat verildi, ancak ailem Türkiye'den geldi ve ben Türk'üm'' dedi.
Hayırsever desteği!
Türk güreşinin efsane ismi Yaşar Doğu’nun Emirli Köyü’nde yıkılmaya terk edilen evini bir işadamı restore ettirecek. İşadamı Karaman, “O bizim mücevherimiz” dedi.
07/10/10 12:33

Dünya ve Olimpiyat şampiyonu efsane güreşçi Yaşar Doğu’nun Samsun’un Kavak İlçesi’ndeki yıkılmaya yüz tutan evi için Kavaklı işadamı Ertan Karaman örnek bir tavır sergiledi. Konunun HABERTÜRK ile Türkiye gündeminde yer almasının kendisini son derece üzdüğünü belirten Karaman, “Yaşar Doğu bizim için mücevher kadar değerli. Evini restore ettireceğim. Bu bile ona vefa borcumuzu ödemeye yetmez” dedi.

Kavaklı işadamı Karaman, “Samsun’da önceden bilinen bir Kavaklı profili var. Hep saf gözüyle bakılır. Orta ve lise çağlarımda bizlerle hep dalga geçerlerdi. Biz
ise, ‘Yaşar Doğu’nun memleketindeniz’ diyerek gurur duyardık. O bizim gurur kaynağımızdı” dedi.

‘GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Yaşar Doğu’nun büyüdüğü evini tek başına restore ettirebileceğini söyleyen Ertan Karaman, “Benim için Yaşar Doğu’nun manevi yeri ayrı. Bunun için ne gerekiyorsa yaparım. Evinin tüm işlerini yaptıracağım. Bu bile ona olan vefa borcumu ödemeye yetmez. Siyasi yerlerde olan Kavaklılar var. Onların da bu konuyu göz ardı etmemeleri gerekir. Çünkü Kavaklılı bir tek mücevherimiz var” diye konuştu.

Davut AKTAŞ / SAMSUN (AHT)

"Oy kullanamamam bir demokrasi utancıdır"

Kılıçdaroğlu:"Bu konuda utanması gereken ben değil iktidardır" dedi.


"Oy kullanamamam bir demokrasi utancıdır"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başörtüsü sorununa ilişkin, ''Bu sorunu çözmenin yolu iktidarıyla muhalefetiyle bir masaya oturmaktan geçiyor. Sayın Başbakan'a çağrı yaptık. Niye 2011'e erteliyor anayasa değişikliklerini? Gelsin oturalım, konuşalım. Kendisine söyledim, 'hayır' diyor, 'sadece onu getirelim' diyor. Ee bizim de önceliğimiz var. Sayın Başbakan'ın önceliği var da bizim yok mu?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde (ESOGÜ) düzenlenen televizyondan canlı olarak yayımlanan ''Abbas Güçlü ile Genç Bakış'' adlı programda öğrencilerin ve programı yöneten Abbas Güçlü'nün sorularını yanıtladı.

Güçlü'nün ''Neden referandumda oy kullanamadınız?'' sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu seçimler sırasında kaydını Ankara'dan İstanbul'a aldırdığını, seçimlerin ardından da Ankara'ya döndüğünü kaydetti.

Referandumdan önce İstanbul'da belediye seçimleri süresince konakladığı eve polislerin görevlendirilerek gönderildiğini, bunun sadece kendisine özel olarak gerçekleştirildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Orada oturmadığıma dair tutanak tutuluyor. Referandum süresince yurdu gezdim ve oy kullanamama konusu hiç aklıma gelmedi. Çünkü 'milletvekilleri istedikleri sandıkta oy kullanır' diye bir yasa var. Ancak benim kütüğüm tamamen kaldırılmış. Yani ben görünmüyorum hiçbir yerde. Bu gelişmelerden de haberim yok. Yapılan bu işler ne kadar yanlış. Demokrasinin geldiği nokta bu. Karşıma iktidarın kullanabileceği bir şey çıkıyor. İktidar sırf bu iş için kamu görevlisini görevlendiriyor. Benim dışımda hangi vatandaşın evine polis gönderildi? Bu benim karşıma, çalışmalarımın en yoğun olduğu dönemde çıktı. Bunun benim açımdan ne kadar rahatsız edici olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Utanması gereken ben değil iktidardır. Bu, demokrasi utancıdır. Referandum süresince böyle bir oyunun oynanacağı kimsenin aklına gelmedi açıkçası.''

BAŞÖRTÜSÜ SORUNU
Başörtülü bir öğrencinin, ''Baş örtüsü sorunu var ve hala çözülemiyor. Size 'nasıl çözebilirsiniz' diye soru yöneltiliyor. Siz hala hiçbir çözüm getiremediniz. Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ben başörtümü şu kapıdan girerken çıkarmak zorunda kalıyorum. Sorunu nasıl çözeceğinizi ne zaman açıklayacaksınız? Gerçekten samimiyseniz burada ne yapacağınızı açıklayın'' diye konuşması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Başörtüsü, türban, ne derseniz deyin adına, sorun var. Biz bu sorunu çözeceğiz. Bu sorunu çözmenin yolu iktidarıyla muhalefetiyle bir masaya oturmaktan geçiyor. Sayın Başbakan'a çağrı yaptık. Niye 2011'e erteliyor anayasa değişikliklerini? Gelsin oturalım konuşalım. Kendisine söyledim, 'hayır' diyor, 'sadece onu getirelim' diyor. Bizim de önceliğimiz var. Sayın Başbakan'ın önceliği var da bizim yok mu?

Ben size şu soruyu sormak isterim, siz Mecliste ihaleye fesat karıştıran vekil ister misiniz? Siz Mecliste naylon fatura düzenleyen vekil ister minisiz? Ben istemiyorum. O zaman oturalım, varsa sorunlar çözelim. Akil adamız, aklı başında insanız. Sorun varsa oturalım çözelim. Ama Sayın Başbakan bunları çözmekten yana değil. Onun kafasında bir şey var. 'Bunu çözelim benim kafamda başka sorun yok' diyor. Ama benim kafamda bir sorun var. Olay sadece baş örtüsü sorunu değil. Peki başı açıkların sorunu yok mu? Onların da sorunu var. Sorunu çözeceğiz. Ama oturup bir masanın etrafında sağlıklı tartışacağız, adam gibi konuşacağız. Ama eğer yok 'sadece benim penceremden bak, sadece benim sorunumu çöz, başka diğer sorunlar bizi ilgilendirmiyor' derseniz bu olmaz. O zaman siz kendinizi onlara teslim etmiş olursunuz. Biz niye gidip kendimizi birilerine teslim edeceğiz? Ama siz oy verin CHP iktidar olsun, sizin sorununuzu nasıl çözeceğiz göreceksiniz. Biz çözeriz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın.''

YURT SORUNU
Bir gencin, Kredi ve Yurtlar Kurumu'na ait yurtta, yedek sırada bulunduğundan misafir öğrenci olarak konakladığını ve bir odada 60 kişi kalmak zorunda bırakıldıklarını belirtmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ''Genç arkadaşımızın bu söylemini lütfen ana haber bülteninde yayımlayın. Bu talebi yapmamın nedini de yurt sorununu her dile getirdiğimizde 'ülkede yurt sorunu yok' diyorlar. Bu ülkede defalarca bu sorunu dile getiriyorum.Birileri bunu duysun. Yurt sorununu Parlamentoda Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülürken dile getireceğiz. Bunun sözünü veriyorum'' dedi.

''ÇÖZEMEYECEĞİNİZ BİR SORUN VAR MI?''
Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin, ''CHP iktidarında üç kelimeyle gelecekteki Türkiye'yi dile getirir misiniz?'' yönündeki sorusunu, ''Saydam, özgür ve herkesin karnını doyduğu bir Türkiye olacak'' diye yanıtladı.

Bir öğrencinin ''Türkiye'nin sorunlarını çözeceğinizi söylüyorsunuz. Çözemeyeceğiniz bir sorun var mı?'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Çözülmeyecek soru bildiğim kadarıyla matematik alanında var, 15 kadar. Sosyal yaşamda çözülemeyecek sorun yoktur ancak bir sorun çözüldükten sonra başka sorunlar çıkarabilir. Bu, insanlık evrimiyle beraber gelişen bir olaydır. Bunun için de sosyal sorunları akıl ve mantıkla çözebilirsiniz. Ülkenin sosyal sorunlarının tamamını çözebiliriz. Mesela 'bölgeler arası dengesizliği hemen çözebilir misiniz' diye sorsanız 'hayır' derim. Ne dedik, 'Doğruları söyleyeceğiz' dedik. Hemen çözülmez. Ama bunun için gösterilecek çabanın sonuçlarını hemen alırsınız.''

GENEL AF
Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin referandum mitingleri sırasında genel affa ilişkin söylediği sözlere açıklık getirmesini istemesi üzerine, şunları söyledi:

''Bir genel af söyledim, ama nasıl? Siyasete girerken her zaman doğruları söyleyeceğime söz verdim. 'Terör bitecek mi' diye soruldu? 'Evet' dedik. İktidara geldiğimizde çözeceğiz. Elbette bir sorun muhalefette çözülmez, iktidarda çözülür. Biz engel değiliz. Şunu söyledim, 'Eğer bir toplumsal uzlaşma sağlanır, terör örgütü silah bırakır, bir toplumsal uzlaşma olarak bir af gündeme gelirse bunu yapabiliriz' dedim. Devletin temel işlevi barışı sağlamaktır. Silahın olduğu yerde insanlar bir araya gelmez. Bir yerde barış olacaksa terör örgütü silah bırakacaksa koşulsuz teslim olacaklarsa toplumsal barış ve uzlaşma sağlanacaksa biz de buna destek oluruz. Biz durup dururken genel affı ağzımıza almadık. Bunu da her yerde söyledim.''

''ÖZGÜRLÜĞÜN OLDUĞU YERDE KISITLAMALAR OLMAMALI''
Kılıçdaroğlu, YÖK tarafından üniversitelerde sivil polislerin görevlendirilmek istendiğini söyleyen bir öğrenciye karşılık, ''YÖK Başkanı'nın yaptığı vahim bir açıklama var, 'üniversitelere sivil polis getireceğim' demiş. Hangi akılla bunu söylüyor. Özgürlüğün olduğu yerde kısıtlamalar olmamalı. Birbirimize sevgi ve saygı içinde düşüncelerimizi söyleyeceğiz. Sivil polisleri üniversiteye sokarlarsa çatışma ortamı doğar. İnsanlar 'telefonla konuşurken dinleniyorum' diye tedirgin olurken şimdi yan yana da mı gelmeyecekler. Üniversiteler insanların düşüncelerini özgürce söyledikleri yerlerdir. Üniversitelerde bu ortamı yaratmak doğru olmaz'' dedi.

ÖĞRETMEN ATAMALARI
''Yaklaşık 300 binden fazla öğretmenin atama beklemesini nasıl değerlendiriyorsunuz'' diye soran öğrenciye Kılıçdaroğlu, şöyle yanıt verdi:

''Miting meydanlarında 'atanamayan öğretmenlerin tamamını atayacağız' diye söz verdik. Ama bir şey daha söyledik öğretmenlerle ilgili. Eğer kadro fazlası öğretmen oluşacaksa YÖK'e bu anlamda kısıtlama getireceğiz. Maalesef ülkenin temel ihtiyaçlarını giderme konusunda bir plan yok. Defalarca ilgili kurumlara 'gelecek dönemde hangi alanda ne kadar öğrenciye ihtiyacımız var' diye sordum. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Boğaziçi Üniversitesi ısrarım üzerine ortaklaşa bir çalışma başlattı. Her ülke geleceğini planlamalıdır. Atama bekleyen 300 bin öğretmen bu kadar olan ihtiyacı karşılıyor. Emekli olacak öğretmenlerin yerine gelecekte yenilerinin atanmasında da planlama yapıp ona göre kontenjan belirlemeliyiz. Sözleşmeli, ücretli, kadrolu gibi çeşitli şekilde çalıştırılan öğretmenler var. Biz iktidara geldiğimizde sadece kadrolu öğretmenler olacak.''

GÜNEYDOĞU SORUNU
Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin Güneydoğu sorununa ilişkin yönelttiği soruya karşılık da şöyle konuştu:

''Gerçek söylemek gerekirse uzun yıllardır ihmal edilen bir bölge. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi, bizim de az gittiğimiz bir bölge. O bölgede insanlar iki dar alana sıkışmış bir vaziyete. Bazı insanlar etnik kimlikleri esas alarak politika yapıyor, bazıları da inançları esas alarak politika yapıyor. Yani inançlar ve etnik kimlikler üzerinden siyaset yapılan bir bölge aslında. İnançlar üzerinden siyaseti Türkiye üzerinde de yapanlar var. 21. yüzyılın dünyasında inançlar ve etnik kimlikler, siyasetin konusu değil. Onlar Orta Çağ'da siyasetin konusuydu. İnsanlık tarihi iki alanda çok ağır bedeller ödemiştir. Siyaseti inanç temelli ve etnik kimlik temelli yaparsanız insanlık tarihinin büyük bedeller ödediğini görürsünüz. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Biz oraya diyoruz ki 'size iş, aş getireceğiz, yoksulluğu engelleyeceğiz. Fabrika kuracağız ve istihdam alanı yaratacağız'. Ancak, biz bunu söylediğimizde belli bir kesim, bize şunu söylüyor 'Biz dilenci değiliz. Bizim kimliklerimizi tanıyın'. Oysa biz hiç kimsenin kimliğiyle ilgilenmiyoruz. Herkesin kendi etnik kimliğine saygı duyuyoruz. Biz bir imparatorluktan devraldık Türkiye Cumhuriyeti'ni. Her etnik kimlikten insanımız var. Eğer etnik kimliği ve inancı siyasette temel alırsak, o zaman ülkeyi parçalamış oluruz. Ülkeyi entegre değil, ayrıştırmış oluruz. Bizim görevimiz, siyasetin görevi, yurtseverlerin görevi, ülkeyi parçalamak, bölmek değil, entegre etmektir. Bu güzel coğrafyada hepimiz kardeşçe yaşayabiliriz. Beraber yaşayabiliriz. Toprağımız ve her türlü olanağımız var.

Ayırmayı değil, entegre olmayı, beraber yaşamayı, ülkenin sorunlarına beraber çözüm üretmeyi denemeliyiz ve bilmeliyiz. Bizim dedelerimizin mezarı yan yana. Onlar Ulusal Kurtuluş Savaşı verdiler. Hiç kimse Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda diğerini ötekileştirmedi, 'siz bu alan girmeyin' demedi. Beraber yaptık. O zaman onların çocukları olarak biz, yine kendi ülkemizi beraber ayağa kaldırabiliriz. Yani biz emperyalizmin tuzağına düşmemeliyiz. Eğer düşersek ülkeyi bölmüş oluruz. Bizi dikkatimiz burada. Doğu ve Güneydoğu'ya gittik ve 'size mutlaka fabrika getireceğiz' dedik. Özel sektör gitmiyorsa devlet gidip fabrika yapacak. Nasıl bir dönem Sümerbankları yaptık, Etibankları yaptıysak, gidip yapacağız bunları, yapmak durumundayız. İstihdam yaratmak durumundayız. Toprak reformundan ve devlet üretme çiftliklerinden söz ediyoruz. Göçten değil, insanın yaşadığı yerde istihdam alanı yaratmaktan söz ediyoruz. Eğer bunları yaparsak sorunu çözeriz.''

Definecileri korkutan manzara!

Yerin 6 metre altında öyle bir şey gördüler ki...


Definecileri korkutan manzara!
Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 4 kişi, tarihi kiliseye ulaşmak için 43 metre tünel kazdıktan sonra zehirli gaz ya da tuzakla karşılaşacaklarını düşünerek define arama işinden vazgeçtiler.

Üzerinde haç işareti bulunan taş kapı
Yerin yaklaşık 6 metre altındaki tarihi kilise olduğu düşünülen yere ulaşan defineciler, burada üzerinde haç işareti bulunan bir taş kapıya rastladı. Taş kapının arkasında zehirli gaz ya da tuzak olacağını düşünen zanlılar, kapıyı açmaktan korkarak, define arama işinden vazgeçerek tüneli terk ettiler.

43 metre uzunluğunda tünel kazıldı
Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Karaelbistan beldesinde mezarlık içinde bulunduğu ileri sürelen ve üzeri toprakla kaplandığı için yeri tam olarak bilinemeyen tarihi kilisenin yerini tespit ettiğini düşünen 3 kişi, mezarlığın karşısındaki D.K'ye ait evden kiliseye ulaşmak için bir aylık uğraş sonucu 43 metre uzunluğunda tünel kazdılar.

Bu arada tüneli kazanlar arasında anlaşmazlık çıkması üzerine ev sahibi D.K, durumu jandarmaya bildirdi. Jandarma tarafından gözaltına alınan 4 zanlı, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

TOPRAĞI ÇIKARMAK İÇİN ÖZEL DÜZENEK KURMUŞLAR
Bir ay boyunca kazdıkları 43 metrelik tünelden çıkan toprağı evin diğer odalarına ve bahçesine yığan 4 kişi, tünelde rahat nefes alabilmesi için havalandırma delikleri de açtıkları belirlendi.

Define arayan 4 kişinin, tünel kazısında çıkan toprağı tahliye etmek için özel bir düzenekle kurduğu öğrenildi.

Zanlıların, tünel kazdıklarının anlaşılmaması için zaman zaman mezarlık içine fidan diktiği bildirildi.









AA
BlackBerry kullanıcılarına müjde
Bakan Yıldırım, BlackBerry cihazlarına yasaklama olmayacağını söyledi

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Blacberry marka cep telefonunun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından incelemeye alındığının hatırlatılarak, gelişmelerin sorulması üzerine, ''Türkiye'de Blackberry'nin mesaj hizmetinin çözümü yapılamıyor. Kaynağı Kanada'da olduğu için. Diyelim ki yetkili istihbarat kuruluşları yargı kararıyla böyle bir müdahaleye ihtiyaçları olduğunda bunu Blackberry için yapamıyorlar. Bu da tabii uygulamada bir farklılık oluşturuyor. BTK'nın gündeminde şimdi Ulusal Kripto Yönetmeliği var. Bu yönetmelik hazırlandı, bitme aşamasında. Bunun yayımlanmasıyla birlikte bu sorun da aşılmış olacak'' açıklamasında bulundu.
Bir gazetecinin yönetmeliğin içeriğine yönelik sorusu üzerine Yıldırım, yönetmelikle kriptolu telefon ve haberleşme cihazlarının kullanılması, üretimi, dağıtımı ile ilgili bütün konuların düzenlendiğini söyledi. Yıldırım, ''Bu da, burada mesaj servisi bakımından çözümlenemediği için kriptolu bir cihaz özelliğine sahip. Tabii bu seste değil, seste sorun yok ama mesaj kısmında. Kısa bilgi gönderiminde kriptolu bir alet özelliği taşıyor. O yüzden bu konuda düzenleme yapılınca bununla ilgili sorun da giderilmiş olacak'' diye konuştu.
Bakan Yıldırım, bu düzenlemeyle Blackberry marka telefonların kullanımının engellenip engellenmeyeceği yönündeki bir soruya verdiği cevapta şunları dedi:
''Yasaklama, bizim hiçbir zaman tercih ettiğimiz bir şey değil. Biz çözüm üretmek için gayret ediyoruz. Her konuda çözüm üretmekten yanayız. Kriptolu haberleşme güvenli haberleşme demektir. Devletin güvenliği için, önemli konular için kriptolu haberleşme her ülkenin mutlaka elinde olan bir imkandır. Şimdi bu konuda düzenleme olmadığı için biz şu anda böyle bir sorun yaşıyoruz. Düzenleme olduğu zaman yabancılarla kripto yapabilecek miyiz? Yoksa kriptonun tamamı Türkiye'de mi olacak? Bunların kaynakları nasıl olacak? Bütün bunları düzenleyen bir sistemden bahsediyoruz.''
Yıldırım, Blackberry kullanıcılarının bu düzenlemeden etkilenip etkilenmeyeceği sorusuna da, ''O çıkan yönetmeliğe bağlı bir şey. Ya onun gereğini yerine getirecek ya da yönetmelik bu kullanım şekline izin verecek. Ama her halükarda 600 bin kullanıcı var. Bunları mağdur etmek söz konusu olamaz'' yanıtını verdi.
AA

Gülen'den Avcı'ya arı ile cevap!

"Ben kimseye zarar vermem, veremem ki"

07 Ekim 2010 Perşembe, 10:49:33
Gülen'den Avcı'ya arı ile cevap!
Fethullah Gülen, Hanefi Avcı'ya "Ben kimseye zarar vermem, veremem ki" sözleriyle cevap verdi ve odasına giren arı hikayesini anlattı.
Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Pennsylvania'da Fethullah Gülen ile görüştü. İzlenimlerini 'Pennsylvania'dan bakınca' başlıklı yazısında anlattı. İşte Gülerce'nin o yazısı:
Pennsylvania'dan bakınca...
  
Bir haftalığına Amerika'dayım. Uzun süredir muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ziyaret etmedim. Kendisi, demokrasinin ve ülkemizin geleceği adına "evet" verilmesi için çağrı yapmıştı.

Onu sevenler büyük bir ihlasla "evet" için çalıştılar. Uzakdoğu'dan, Amerika'dan, Avrupa'dan binlerce insan uçaklara binip sınır kapılarında oy kullanmaya geldiler. Ülke içinde gevşek davranmaya niyetli olanlar, bu fedakârlık karşısında harekete geçtiler.

Demokratikleşme referandumdaki "evet"le yeni bir heyecan ve cesaret kazandı. Bu olumlu havayı dağıtmak isteyenlerin, Hanefi Avcı meselesini dillerine, kalemlerine doladığını görüyoruz. Yargıya müdahaleyi en çok eleştiren bu çevrelerin, konunun yargıda olduğunu bir anda unutmaları bir ibret vesikasıdır.

Gülen Hareketi'ni çok yakından tanıyan isimlerin bile, durmaları gereken yerde neden duramadıklarını merak edenler çıkabilir. Zamanında, Hanefi Avcı'nın onlara haber kaynaklığı yaptığını biliyoruz. Bu yüzden kendilerini ona borçlu hissediyorlar. Hanefi Avcı'nın tutuklama sürecini başlatan savcı ve hâkimler meslek hayatlarını tehlikeye atan bir sorumsuzluk içine böylesine paldur küldür girebilirler mi? Ya ellerinde kuvvetli deliller varsa, bugün Hanefi Avcı'ya göğsünü siper edenler acaba nasıl bir utancın içine düşerler?

Muhterem Fethullah Gülen, rahatsızlıklarına rağmen zaman zaman namaz kıldıracak kadar sıhhatli. Referandumdan çıkan yüzde 58'lik "evet" sonucu, onu çok sevindirmiş. Sevincini şöyle ifade etmiş: "Bana deseler ki, son iki yüzyılda milletimizin geleceği adına yaptığı iyi bir şey söyleyin; ben bu referandumdaki "evet"i söylerim. Demokratikleşme adına bu referandum yirmi seçime bedeldir..."

Muhterem Gülen'in sevenleri tarafından Mehtap TV'de yayınlanan "İkindi Sohbetleri" de salı günü yeniden başladı. Burada zaman; tesbihatla kılınan namazlar, belli vakitte yapılan toplu dualar, sohbetler ile geçiyor. Muhterem Gülen'in her gün talebeleri ile yaptığı yaklaşık iki saatlik ders başka bir atmosferi yansıtıyor. Bu dersleri birkaç kişi ve bizler de takip edebiliyoruz.

Buraya her geldiğimde, hemen her gün duyduğum bir ikaz yine tekrarlanıyor. "Biz yapmıyoruz, Allah yapıyor." diyor Hocaefendi. "Samimi arkadaşları başarılarından dolayı alkışlayalım, ama "onlar" yapıyor gibi görülmemeli..." diyor ve ekliyor:

"Sevk-i İlahi var. Ben elli küsur yıldır bu işin içindeyim. Bana bu işin onda biri bırakılsaydı, yüzüme gözüme bulaştırırdım. Mesela okul açmaya gidenler, yokluğa yelken açmışlar ama hiç geri gelen yok. Her şeyi Allah'tan bilelim. Şahsî, ferdî iradeler o işin üstünden gelemez."

"Çetin bir dönemde yaşıyoruz. Kışta geldik, hep bahar rüyaları görürdük. Bahara ait bu kadar emareyi görebileceğimizi de ummadık. Karların eridiğini kardelen çiçeklerini gördük."

"Toprak olmak çok önemli çünkü topraktan başka gül bitiren olmaz."

Hanefi Avcı olayını açmak istemedim. Muhterem Fethullah Gülen'in şahıslarla işinin olmadığını biliyorum. Üstü örtülü, "Yine bir jurnalleme dönemi başlatmak istiyorlar." diye sitem etti. "Ben kimseye zarar vermem, veremem ki." dedi. Hüzünlü bir sesle odasına giren arıyı anlattı.

"Uçamıyordu, felç geçirmiş gibi bir hali vardı. Belki açlıktandır deyip bir kaşık balın içine bıraktım olmadı. Yanına su koydum iyileşmedi. Ne yapsam düzelmiyordu. Aldım, bahçeye bıraktım. Sonra oturdum yarım saat ağladım. Ben kimseye tokat vuramam..."

Yargıya sızma, emniyete sızma konusu, kendisini en çok rahatsız eden konuların başında geliyor. "Bu yalanların mumu yatsıya kadar da yanmaz." diyor. "Asıl sızmayı değişik yerlerde ağını kuranlar yapıyor." diyor.

Uzaklardan bakınca Hanefi Avcı konusu, 1999 haziran fırtınasını hatırlatıyor. O gün bir kasetle düğmeye basanlar, bugün başka aktörleri kullanarak bir kitapla sahne alıyorlar. Dün millete komplo kurmaya kalkanlar başarılı olamadılar. Bugün de başaramayacaklar.